Ezan vahiy mahsulüdür denilebilir. Arapça olarak vah yedilmiştir. Peygamber (as) bugüne kadar dünyanın her bir yerinde Arapça olarak okunmuş, okunmaya devam
etmiş ve kıyamete kadar da aynen okunmaya devam edecektir.
Mısır'ı işgal eden İngiliz komutanı ilk defa ezan sesini duyar.
"Bu ses ne?" diye sorar.
"Bu ezandır; namaz vaktinde Müslümanları ibadete çağırır. " der.
Komutan:
"O ezanın bize bir zararı var mı?" diye sorar.
Kendisine:
"Bize bir zararı yok, hatta müdahale aleyhimize olur. " derler.
Komutan:
"Bırakın okusunlar. " der.
Ezanın kısaca anlamı: "Allah'zn büyüklüğü ve başka bir ilah olmadığı, bir gün Hz. Muhammed'in Allah'ın Peygamberi olduğu, namaz vaktinin geldiğini bildirmek" değil midir?
Hal böyleyken zaman zaman İslam'la, ezanla ve namazla uzaktan yakından ilgisi olmayan bazıları, "Ezan Türkçe okunsun, namaz Türkçe kılınsın." gibi inananları rahatsız eden ifadeler kullanmaktadır. Bu, İslam düşmanlarından başka bir şey değildir ve ezanı aslından uzaklaştırmak, zevksiz hale getirmek gayretidir.
İnönü; Ezanı Türkçe okumayanı, namazı Türkçe kılmayanı cezalandırmıştır. Topkapı Sarayı'nda 450 yıl aralıksız okunan Kur'an'ın okunmasına son vermiştir, camileri kapatıp satmıştır.
Ziya Gökalp şöyle demiştir:
"Bir ülkedeki camide ezan okunur, Köylü anlar namazdaki duayı.
Ey Türkoğlu!
İşte senin vatanın orasıdır. "
Türkeş ilk yıllarında ezanın Arapça okunmasını Türkçeye ihanet olduğunu söylemiştir. (17.07.1960 basım.)
"Türkçe ezan, Türkçe namaz." diye savunan Cemal Kutay'a sormuşlar:
- "Efendim, ezan namaz Türkçe olsa namaz kılacak mısınız?"
- Cevap yok.
28 Şubat paşası Teoman Koman;
"Minareleri yıkın, ezanı susturun!" talimatını vermiştir.
İnönü'nün 18 yıl Arapça ezan yasağı rahmetli Menderes tarafından kaldırılmıştır.
Ezan sesini duyanlar camilere koşmuş, şükür secdelerine kapanmış, kurbanlar kesilmiş, sevinç gözyaşları dökülmüş, müezzinler ağlaya ağlaya ezan