Kur'an'ın anlaşılmaması ve Müslümanların sünnetten dolayısıyla Hz. peygamberden koparmak ayrıca Kur'an'ın anlaşılıp yaşanmaması için İslam düşmanları Kur'an'la sünneti ayırmaktadır.
Sünnetle Kur'an ayrı değil, bir bütündür. İkisi birbirinden ayrı düşünülemez.
Hz.Peygamber; kendiliğinden konuşmamış, vahye göre hareket etmiştir. Yani sünnette vahiy mahsulüdür.
"Bana Kur'an yeter. " diyenler oluyor. Bu, hiçbir zaman iyi niyet ifadesi değildir.
Peygamberimiz, nazil olan ayetleri ashabına anlatırken, açıklamalarımda yapmıştır. Böylece ayetler yaşanır hale gelmiş oluyordu.
Peygamberimiz son anlarında "Size iki şey bırakıyorum. Onlara uyarsanız sapıtmazsınız. Onlar Allah'ın kitabı, Kur'an ve benim sünnetimdir. " demiştir.
Kur'an ne söylüyor, birçok defa: "Allah'a ve Resul'e itaat edin." (Nisa: 54)
Sünnet, inananlarla Kur'an arasında bir köprüdür. Sünnet terk edilirse Kur'an'ın emirleri yaşanamaz. Mesela Kur'an: "Namaz kılın." der. "Ne zaman, ne kadar ve nasıl" bunu sünnet açıklar. Onun için Kur'an sünnet birbirinden ayrı düşünülemez.
Ashab Kur'an'ın uygulamasını Allah resulünden öğrenmiş. Öğrendiklerini yem Müslüman olanlara aktarmıştır.
Bir Müslüman sünnetten de sorumludur. Ayrıca Peygamberimiz emir koyma yetkisi vardır. Allah resulü Müslüman için en güzel örnek ve rehberdir.
Sünnet, İslam'da ikinci kaynaktır. Mükellefin işlerinden üçüncüsüdür. Sünnetsiz İslam da olmaz, Müslümanlık da olmaz.