YAYINDA MÜSTEHCENLİK

            Ahlâki çöküntü ile birlikte, muzır, müstehcen yayınlarda da patlama olmuştur. Daha önce az satan gazete, dergi, kitap satışlarını arttırmıştır. Daha az seyredilen televizyonlar sıçrama yapmıştır. Pembe diziler revaşta.

TV Eğitici Olmalıdır.

            Eğiticilik, öğreticilik, televizyonun asli görevidir. İnsanımız, hele çocuklarımız yanlışını onunla düzeltmeli, bilmediğini ondan öğrenmelidir. TV ne yazık kı asli görevini unutmuş, maalesef eğitim aracı olmaktan çıkmıştır. Milletimizin ahlâkını yok etmeyi, inancı ile alay etmeyi, insanımıza özünden kopararak yabancılaştırıp, yabancı kültürlerin taşıyıcısı hale hetirmeyi görev edinmiştir.

            TV kanallarının insanımıza çevrilen bir silah olmaktan çıkarak, inancımıza ve ahlakımıza saygılı olması ve eğiticilik görevini yapması en tabii dileğimizdir.

            TV Yabancı Bir Nesil Yetiştiriyor

            Ailesine,         milletine,        vatanına          ve        kültürüne        bağlı    bir nesil    yetiştirmek hepimizin,herkesin görevidir. Bu konuda en büyük yardımcımızın da TV olması gerekirken maalesef TV, öyle bir nesil yetiştiriyorki, temelden köküne yabancı; hiçbir değer ve hiçbir ölçü tanımıyor. Çıldırtacak yayınlarla gençleri evinden barkından ediyor, sokağa atıyor, bataklığa itiyor.

            Bugün okullardaki başarısızlıkların ve gençlerin işledikleri suçların sebepleri araştırılsa, eminim televizyon birinci sırayı alacaktır.

            Çıldırtan müzik, müstehcenlik, gençlerdeki kişilik bozukluğunun sebebidir. Çete kuran, şiddetten hoşlanan ve sokakta öpüşen, köpek zevkine sahip gençlerin sayısı kendiliğinden artmıyor. Bugün artan soygun, saldırı, tecavüz olaylarının içki ve uyuşturucu artışının en büyük tahrikçisi televizyon değil midir?

            TV, bu milletin TV’si olduğunu hatırlamalıdır. TV yetkilileri de, bu toplumda kendi çocuklarının yaşadığının veya yaşayacağının farkına varmalılardır.

            Reklâmlar Utandırıcı Oluyor

            Yapılan reklâmların çoğunda müstehcenlik vardır. Reklâmlarda kadın araç olarak kullanılıyor. Seks ve şehvet gösterisi yapıyor.

            Reklâmlarda sadece para düşünülüyor, genel ahlâk, milli, dini duygularımıza uygun düşüp düşmediğine bakılmıyor.

            Başka bir yönü de her reklâm,israfı körüklüyor.

Vatandaşımız soruyor, TV’nin görevi, Müslüman-Türk Milleti’ni rencide etmek, ahlâkı bozmak, aile yuvalarını dejenere etmek ve yeni nesli özünden kopararak yozlaştırmak mıdır?             Son günlerde TV kanalları, birbirleriyle yarış yaparcasına, ifadesi insanı utandıracak kepazelikler sergiliyor. Aileler seyrederken herkesin yüzü kızarıyor. Sabahtan akşama, akşamdan, sabaha yarışmada müstehcenlik, reklâmda, filmde, dizide müstehcenlik, eğlencede rezalet noktasında müstehcenlik. Böyle olunca ne düşünülür?

            Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanı Güneş Müftüoğlu: “En çok müstehcen yayınlarla ilgili şikayetler geldiğini, reklâmların yayınlanış şeklini dinleyicilerin tepki gösterip, şikayetçi olduğunu açılamıştır.” (6.6.1996 Zaman)

            Demek ki TV’nin yayınları halkı rahatsız etmektedir. Çünkü topumdaki müstehcenliğin boyutlarını bu hale getiren kirli ekranlardır.

            Büyük küçük ekrana çıkan sanatçısı, programcısı, oyuncusu, habercisi, seyircisi büyük bir iştah ve arzu ile soyunuyor. Açılıp-saçılıyor, birbirleri ile daha çok açma yarışına giriyor.

            Program yapımcısı televizyon müdürüne telefon ederek:

            -Üst Kurul’dan aradılar efendim, dedi. Şu anda oynayan filmin müstehcen olduğunu belirtip ikaz ediyorlar. Bir diyeceğiniz var mıydı?

            Müdür :

            -Üst Kurul’u falan bırak be kardeşim, diye gürledi, koltuğuna kurul da filmi seyret. Kişisel haklarımıza karışmasınlar.

            Program yapımcısı, filmin ortalarında tekrar telefon ederek:

            -Bazı vakıflardan aradılar efendim, dedi. Oynatmakta olduğunuz filmin gençlerin ahlâkını bozduğunu ve onları kötü yola ittiğini söylüyorlar. Bir diyeceğiniz var mıydı?

            Müdür tekrar gürleyerek:

            -Kişisel haklarımıza karışmasınlar yahu, diye tekrarladı. Bizim de çocuklarımız var. Hatta kızım, şu anda erkek arkadaşıyla birlikte seyrediyor bu filmi. Adam, filmin sonunda bir daha telefon ederek :

            Karakoldan aradılar efendim, dedi. Kızınız, erkek arkadaşı tarafından tecavüze uğramış. Bir diyeceğiniz var mıydı?

            Ne dersiniz? Bu adamın bir diyeceği olabilir mi?

           Kim kendi çocuğunu metâ olarak sunar? Çocuk izleyici olsa da, müstehcenliğe alet olsada kurban olmuş demektir.

            İşte bir haber (05.04.2002 Türkiye)

            Dansöz kıyafeti içinde ekrana gelen küçük B’nin dansı, üç televizyon kuruluşuna ceza getirdi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), dansöz kıyafeti giydirilen 7 yaşındaki B’nin danslarına yer veren programları nedeniyle Show TV, Kanal D, ve ATV’ye birer gün yayın durdurma cezası verdi. RTÜK İzleme ve Değrlendirme Dairesi’nin konuya ilişkin raporunda “Kişilik gelişimlerinin oluşturduğu bu dönemde çocukların bu tür programlara, gerek malzeme edilerek katılımlarının gerekse ekran başında bu tür programları izlemesinin, kişilik gelişimlerini ve ruh sağlıklarını olumsuz yönde etkilediği gözardı edilemez” denildi.

            Üç TV’den gelen savunma şu :

            -“Türkiye’nin çağdaşlaşması ve demokratikleşmesi engelleniyor!”

            Bazı kanallar, basit ve sevimsiz görüntülerden ve sözlerden medet umuyor. Bazıları da müstehcenlikle aileyi, gençleri ve maneviyatı hedef alıyor. Böylece ayakta durmaya çalışıyor.

            TRT, Avrasya Televizyonu ile yayına başladığında Kırgızistan meclis üyesi Maksut İzzetov şöyle demişti : “Biz Rus Televizyonunda bile böyle ahlâksızlıklar görmedik” diyerek tepkisini göstermişti.

            Kırgız halkının tepkiside şöyle olmuştu : “Ruslar 70 yıl boyunca zaten Türkiye’yi kötülediler. Bize Avrasya kanalında Türkiye’nin güzel çehresini niye göstermiyorsunuz?”             “Akşam sabah sunulan pop müziğinin Türk Milli Kültürü ile ne alâkası var? Kazak halkına ne fayda sağlar? Bizimle ilgili hiçbir şey yok. Özlediğimiz yayınları istiyoruz.” (25.07.1995 Zaman)

            Müstehcenlik Orta Asya’ya kadar taşınmamalıydı. Böyle fırsatlar kaçırılmamalıydı.

            TV ekranları müstehcenlikle kirlenmiştir. Kirletilmiştir. Çare ne? Ahlâk bozucu kanalların seyredilmemesidir. Seyrettirilmemesidir.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir