YAŞLILAR HAFTASI

            Türk aileleri de Batı aileleri gibi sosyal deprem yaşıyor. Ailede sevginin saygının ve merhametin azalması ile en çok yaşlılar zor durumda kalıyor, yalnızlığa terk ediliyor.             Yemeyip yedirdiği, kendileri için ömürlerini verdiği kimseler tarafından, kendi evlatları tarafından sokağa terk ediliyor veya huzur evine atılıp geliyor. Adı huzur evi. Yaşlanınca huzur aradığı bir dönemde kendini orada burada buluyor.

            Evde kedi, köpek yer buluyorda evin büyükannesi, büyükbabası o eve sığmıyor.

İstedikleri çok şey değil, o son baharda hazan mevsiminde azıcık bir ilgi ve bir lokma ekmek. Önlerinde 3-5 gün kalmış, tam yardıma, desteğe muhtaç oldukları zaman terk ediliyorlar.

            Her yaşlı atılacaksa, her ihtiyar itilip kalkılacaksa, birgün hepimiz yaşlanacağız. Demekki, dede atılacak ama küfe atılmayacak, küfe lâzım olacak…

            En değerli varlıklarımız için sadece bir hafta ayırmışlar. O hafta içinde de işimiz çok, onları çoklarımız arayıp soramıyoruz bile.

            İhtiyarlık bir mevsimdir. Ömrü olan o mevsimi yaşayacaktır. Yaşlının hakkı itilip kakılmak değildir. Onun yeri, evin baş köşesidir. Onlar ev halkı için dua ağacıdır. Güleryüz, tatlı bir söz onlardan esirgenmemelidir.

           Kediye, köpeğe 52 hafta ayırırken, varlık sebebimiz kimselere 1 hafta yeter mi?

            Unutmayalım beli bükülmüş ihtiyarlar ve sabi çocuklar bir de dili söylemez hayvanlar yüzünden rızıklandırılıyoruz.

            Geçmişine sahip çıkmayan, geleceğine güvenle bakamaz. Allah’ın sevgili kullarından biri bir ihtiyar görse, ona yardım isteyip istemediğini sorar, bir isteği olursa yerine getirmiş, sormuşlar “Neden böyle yapıyorsun?” cevap vermiş:

            -Peygamberimiz şöyle buyurmuş: “Kimbir yaşlıya ikram ederse, Allah’da ona ikram edecek birini emrine verir.”

            Bir hadislerinde peygamberimiz şöyle buyurmuştur.         

            -“Küçüklerine merhamet etmeyen, büyüklerine hürmet etmeyen bizden değildir:” (Muhtar’ul-Ehadis : 1241)

            Bir defasında da: “Eğer içinizde beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belâlar üzerinize sel gibi yağardı” buyurmuştur.

            Kucaklarında büyüdüğümüz, ellerinden karın doyurduğumuz, alınterlerini mama diye yediğimiz insanlara gün ayırmak, hafta ayırmakla haklarını ödeyemeyiz.

            İhtiyarlık, zamanında güzel evlat yetiştirmek, yaşlanıncada ibadetle, ilgi ile sevgi ile güzel olur, yoksa sıkıntı verir.

            Evlatlarından şikayet edenlere hep sormuşumdur :

            -Siz nasıl evlât yetiştirdiniz? diye.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir