SAÇ BOYAMAK, OJE SÜRMEK, RUJ SÜRMEK

            Ağarmış saçların siyaha boyanması yasaklanmıştır. (Prof. Dr. J Canan Hadis Ans.

17/1091) Aynı kaynakta kadının saçını siyaha boyaması halinde günahkâr olacağı bildirilmiştir. (Age : 17/481)

            “Saç boyalarında bulunan “arylamines” maddesinin kansere yol açan toksinlere neden olduğu, kalıcı saç boyası kullanan ve “NAT 2 slow” genine sahip olan kadınlarda mesane kanseri riskinin üçe katlandığı, “NAT 1 slow” genine sahip olanların ise 6.8 e katlandığı bildirilmiştir.” (11.04.2002 Türkiye)

            Maçlarda yüzlerini boyayanları, kanser rizki ile karşı karşıya oldukları için ilim adamları uyarmaktadır.

            Suyun vücuda temasını önleyen her şey abdestede guslede mânidir.

            Oje, altına suyu geçirmeyen bir tabaka oluşturur. Cünüplükten kurtulmak isteyen bir kadının mutlaka ojeyi kazıyıp çıkarması lâzımdır.

            Dudak boyası da tabaka oluşturur. Ayrıca içinde domuz yağı olduğundan abdeste’de guslede mânidir.

            Kozmetiklerin çocuk cenininden yapıldığı düşünülürse, bu islâm kadını için risk taşır.

Kına, oje gibi, boyalar değildir. Tabaka oluşturmaz. Kına, suyun geçmesine mani değildir. O sadece bir renktir.

            Yetkililerin şöyle bir uyarısı vardır: “Uluslar arası kanser kongresinde ilim adamları, beyin ve böbrek üstü tümörlerin oluşmasında annelerin hamilelik ve emzirme döneminde sürdükleri makyaj ve saç boyamanın etkili olduğu bildirilmiştir.” (13.07.2002 Zaman)

            Kadın islâm’da kocasından başkası için süslenemez, makyaj yapamaz. Yaparsa, bu ona haramdır. Kocası için süslenirse bu da ona sevaptır. Kadın koku sürünerek dışarı çıkarsa, başkalarının dikkatini çekerse, günaha girmiş olur. Hz. Peygamber böyle kadınlar için: “Zinaya bir adım atmış olur” derken bazıları gusül abdesti alması gerekir demiştir.  

Koku, dikkat çeker, düşünceleri değiştirir. Bunun için bir hadiste: “Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve kokusunu başkalarının duymasını arzularsa, zinaya bir adım atmış olur” buyrulmuştur. (Tirmizi Edep : 35)

            Bir kadın, erkek berbere saç yaptıramaz, saçını erkek saçı gibi kısaltamaz, güzel görünmek için peruk takamaz, saçını tepede topuz yapamaz. Kadın kokular sürüp camiye bile gidemez. Birgün koku sürünen bir kadın, Ebû Hureyra’nın yanından geçerken ona: Nereye gidiyorsun? demiş. Kadın: “Camiye” deyince :Ebû Hureyra : -Kokulandığın halde mi? demiş “Evet” cevabını alınca Ebû Hureyra : -Dön ve yıkan. Çünkü Peygamberimizden dinledim “Kokulanan bir kadın mescide giderse, dönüp gusletmedikçe Allah onun namazını kabul etmez” demiştir.

Kozmetiklerle Gelen Tehlikeler :             -Ege Dermotoloji merkezi müdürü Dr. Cengiz Bıçakçı, kozmetiklerden hücrelerin zarar gördüğünü, kanser riskini arttırdığını ve gözlerin çok iyi korunması gerektiğini açıklamıştır. (08.01.1995 Zaman) Katkı maddesi, sodyum sülfür ve alkol bazılarının kör olmasına neden olmuştur.

            -Selçuk Üniversitesi Tıp Fak. Göz Has. Anabilim Dalı üyesi Doç. Dr. Kemal Gündüz : “Kozmetikler göz sağlığını bozuyor, genç yaşta cilt sağlığı bozuluyor, kirpik dökülmelerine bile sebep olur” demiştir. (30.11.1994 Zaman)

            -Bir haber de : “Vahşetle güzellik olmaz. Kozmetik firmaları, ürünlerinde kürtajla alınmış bebeklerin artık ve ceninlerin kullanıldığını yahudi Helena doğrulamıştır. “Collogen” denilen maddenin ceninden elde edildiği açıklanmıştır. Ayrıca beş bin ceninin fabrikada ele geçirildiği, Türkiye’de de cenin ticareti yapıldığı açıklanmıştır.” (01.04.1994 Zaman)

            Özetle; kozmetikle gelen tehlikeler şöyledir:

            -“Deride tahriş, kimyasal yanık, allerjik şişlik, kanser, cilt hastalıkları, kısa bir süre sonra eskisinden daha çirkinleşme.” (12.08.1997 Türkiye).

            -“Kozmetiklerin uyuşturucu bağımlılığına götürdüğü…” (23.09.1995 Zaman) -“Kozmetiklerde halâ sağlık ve güzellik imajı veriliyor. Halbuki, bir çok kozmetik ürününün zararlı olduğu belirtilmiştir” (07.07.1997 Zaman)  

            Bir zamanlar kozmetikçiler reklam yapacaklar, bir köye varıyorlar, nur yüzlü bir nine. Aradıklarını bulmuşlardır. Sorulara geçerler : “ Bu güzelliği neye borçlusun?” “Hangi kozmetiği kullanıyorsun?” “Ne zamandan beri kullanıyorsun? vs. Nine sorulardan sıkılır ve:

            – Ne kozmetiği oğul! Biz günde beş defa abdest alır, seccadeye yüz süreriz. Bizdeki nur, abdest nurudur!…” der.

            Kozmetik kullanmayanlar, gençliklerini, güzelliklerini kullananlara göre daha geç kaybetmektedir.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir