ÖRTÜ YASAĞI ANAYASAYA AYKIRIDIR

            Anayasanın teminat altına aldığı haklardan biri de, kişinin inancını yaşama hakkıdır.

            -2. maddede; Türkiye Cumhuriyeti’nin insan haklarına saygılı olacağı zikredilmiştir.            

            -10. maddede herkesin eşit olduğu,

            -24. maddede herkesin vicdan, inanç, kanaat hürriyetine sahip olduğu, hiç kimsenin dini inanç ve kanaatinden dolayı kınanamayacağı bildirilmiştir.

            Anayasa güzel hazırlanıyor, uygulama ona uymuyor, hoş olmuyor.

            Anlaşmaların  altına imzayı kolay atıyoruz, bununla da övünüyoruz, ama ona ayak uyduramıyoruz. Devlet, attığı imzaya sahip çıkmıyor. Bakın nelerin altına imza atmışız;

            Devlet; attığı imzaya sahip çıkmalı

            Ataseven, 1995 yılında Pekin 4. Dünya Kadın Konferansı’nda alınan Türk Hükümeti’nin de imzaladığı sözleşme eğitim kurumlarındaki bu tür baskılar ile mücadele kararı alındığını hatırlatıyor. İşte kararlardan bazıları

            Madde 80-a Fıkrası : “Eğitimin bütün düzeyinde, cinsiyet, dil, din gibi ayrımcılığı ortadan kaldıracak önlemler alınmalıdır.”

            f. Fıkrası : “Din, ırk veya kültüre dayalı ayrımcılığı yasa ve tüzükleri iptal etme yolu ile eğitim kurumlarında kadın ve kız çocuklarının vicdan ve din özgürlüğü hakkına saygı sösterilmesini sağlayarak, kızların okula kayıt ve okulu bitirme oranları arttırılmalıdır.”

p. Fıkrası : “Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kültürel, dini ve diğer farklılıkların

eğitim kurumlarında saygı ile karşılanması sağlanmalıdır.”

Son yıllarda dünyamızda yükselen değerler arasında din ve ailenin başta geldiğine dikkat çeken Ataseven, Amerika’da Başkan Clinton’un yaptığı gibi fert, aile, toplum mutluluğu ve insanların verimliliği açısından dini hayatı kılık, kıyafet dahil tüm özgürlükleri genişleten çalışmaların uluslar arası ve ulusal hukukun gereği olduğunu belirtiyor.

Birleşmiş Milletler Bildirgesi Madde 1:

“Her insan din ve düşünce özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, istediği dini seçme ve değiştirme, bu dinin gereklerini bireysel veya toplu olarak halk içinde veya özel yerlerde, inandığı usül ve yöntemle yerine getirme hakkını da kapsamaktadır.”

Anayasa Madde 14:

“Anayasa’nın hiçbir hükmü, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şeklinde yorumlanamaz.”

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Madde :18

“Her şahsın fikir, vicdan, düşünce hürriyetine hakkı vardır. Bu hak din ve kanaat değiştirme hürriyetini, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel suretle öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etme hürriyetini verir.”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 9:

“Her ferdin fikir, din, vicdan hürriyetine hakkı vardır. Bu hak din ve kanaat değiştirmek hürriyetinin olduğu gibi dinini ve kanaatini tek başına ve toplu olarak açıkça veya özel surette ayin, öğretim, ibadet ve dini adâbının icrası suretiyle izhar eylemek serbestliğini tazammum eder.”

Baş örtüsü yasağı BM kararına aykırıdır:

Bizim insanımız özgürlüğün hepsine lâyıktır. Dünyayı kendimize güldürmeye gerek yoktur.

BAŞKA ÜLKELERDE DURUM

            Başka ülkelerde, durum başka…

            Baş örtüsü yasağı üzerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ihtisasa hak kazanan Kenya’lı Ümmü Gülsüm; “Başım örtülü diye dilekçemi bile kabul ettiremedim, kaydımı yaptıramadım. Kenya’daki aileme ve arkadaşlarıma yaşadıklarımı anlatamıyorum, inandıramıyorum. Türkiye demokratik bir ülke, sen yalan söylüyorsun diyorlar.” (30.101997 Zaman) demiştir.

            Belçika’da : Haklar, Anayasa garantisi altındadır. Türbanlı diye bir kıza pasaport vermeyen belediye, mahkemece 3,5 milyon lira cezaya çarptırılmıştır. (18.12.1993 Türkiye)

            Danimarka’da : Dini inançlar, diğer ülkeler gibi teminat altına alınmıştır. Somali’li bir öğrenciyi derse almayan öğretmen, disiplin kuruluna sevk edilmiş, derhal okul yönetimi meseleye hemen el atmıştır. (30.10.1997 Zaman)

            Fransa’da : Fransa’nın Nancy kenti idare mahkemesi “Türban yasağı din ve vicdan özgürlüğüne aykırıdır” demiş, okuldan uzaklaştırılan Salwa’yı okula iade etmiştir. 50 bin frank tazminat ödenmesine karar vermiştir. (7.10.1995 Zaman)

            İngiltere’de : Hollanda’da, Almanya’da, İtalya’da sakalla bıyıkla baş örtüsü ve kıyafetle ilgili bir yasak yoktur. Anayasalarında inançlara saygılı oldukları yazılır ve saygılı davranılır.

            Amerika’da : Bütün inançlar teminat altına alınmıştır. Florida eyaletinde yeni müslüman olan bir kız için küçültücü ifadeler kullanan 32 yıllık polis’e, disiplin cezası verilmiştir. Olaydan sonra da polis memuru kızdan ve ailesinden özür dilemiştir. (10.11.1997 Zaman)             Başkan Clinton, dini tezahürleri serbest bırakan bir kararname yayınlayıp işyerine cübbeyle, türbanla, dinsel her türlü sembol ve giysi ile gelinebileceğini, herkesin ibadet edebileceğini dinini propaganda yapabileceğini, masasının üstünde kutsal kitabını bulundurabileceğini özel bir törenle kamu oyuna duyurmuştur. (16.8.1997 Yeni Şafak)

            “Parola inancın neyi, gerektiriyorsa yap” Amerika’da müslüman işçilerin baş örtüsü ve sakalla çalışma izni verildi; çalışma saatleri içinde namaz kılmak için ara verilmesi kabul edildi.” (4.12.1997 Zaman)

            Amerika’da Cumhuriyetçi parti tarafından hazırlanan ve adalet komisyonunda kabul edilen tasarıya göre; kamu kuruluşlarında ve okullarda herkesin kendi dininin emrettiği şekilde giyinebileceğini hükme bağlamıştır. Ayrıca bu tasarıya göre; işyerlerinde ve okullarda dua yapılabilecek, dini kuruluşlara yardım edilecek, inançlara hiçbir şekilde karışılmayacaktır.

(21.3.1998 Türkiye)

            Rusya’da bile inançlara özgürlük vardır. İnanca müdahale yoktur. Kızıl meydanda kocaman cami yaptırılmıştır. Tabular Rusya’da bile yıkılmıştır.  

            Tabuların yıkılmadığı tek ülke biz mi kaldık?

DÜŞMANLIĞA GEREK YOK

            Din düşmanlığı bugünün meselesi değildir. Daha önce İnönü zamanında din yok sayılmı, çeşmelerdeki, eski eserlerdeki Besmeleler bile kazınmıştır. Resmi din olarak, hıristiyanlığın kabulu bile teklif edilmiş, resmi yeminlerde dini ibareler kaldırılmıştır.             

            Bir yazar “sultanla birlikte Allah’ıda tahtan indirdik” diye yazmış, yetkililerden “Aferin” almıştır.

1967 yılında İlâhiyat Fakültesi’nde kız çocuklarının başlarını örtmesine müsaade edilmemiştir.

            1987’de YÖK, derslere başörtüsü ile girilmesini yasakladı.

            1991 kanuna ek 17. madde eklendi. Kılık kıyafet serbest bırakıldı. İnönü’nün oğlu İnönü, bunun iptali için mahkemeye başvurdu.

            İslâm tarihinde ilk bir yahudi müslüman kadınının baş örtüsünü yırtmıştır. Milli mücadaeleye kıvılcım olan olayda Kahraman Maraş’ta olmuştu. Fransız askerler, örtümüze el uzatmıştı. Daha sonra baş örtüsü ile okuma veya çalışmaya ilk karşı çıkan, Feride adlı yahudi asıllı bir kadın olmuştur. (Niyazi Berker, Türkiye’de Çağdaşlaşma : s.437)

            Son zamanlarda irtica diye bir şey çıkardılar, ne olduğunu, tanımını bile kimse bilmiyor. Öcü diye bazılarıda karşı çıkmaya başladı. Cuma, bayram namazı kılanlar bile irtica adı ile baş örtüsüne karşı oldu. “Açıversinler” diyenler olmuştur. Bu hayali düşman kim? Bunu tanımak zorundayız.

            Gerçek şu ki, kimse dini yeterince bilmiyor. Bu manasız düşmanlık da bilmemezlikten kaynaklanan bir davranıştır.

            Bazıları, örtünen gördümü laiklik elden gidiyor, şu elden gidiyor, bu elden gidiyor” diyor. Bu telaş, belirli bir kesimin telaşıdır. Kimse korkmasın hiçbir şey elden gitmez. Bugüne kadar gitmediği gibi. Hiçbir baş örtülü, devlet millet düşmanlığı yapmamıştır.

            Bazılarına göre; inanmak serbest, yaşamak yasak. Bakın kıyılarımızda altsız, üstsüz turistler. Üniversitelerimizde mağdur bacılarımız. Bu adalet değildir. Oraya neliklerle geldi. Maddi, manevi sıkıntıların vebalini hangi babayiğit üstlenecek?

            Birinciliğe kadar yükselene başı örtülü diye diploması verilmiyor. Cumhuriyet bayramı ile ilgili yarışmada dereceye giren İmam Hatip’li Kızlara ödülleri verilmiyor, okullar arası yarışmaya alınmıyor, neden?…

            En büyük ve en eski üniversitenin Rektörü, türbanlı öğrencelerle mücadelede prof.lara “gerekirse bilme araverin” talımatını vermiştir. (15.3.1998 Zaman)

            Bakın bu tarihi düşmanlık ilminde önüne geçirilmiştir. Bu tavırlar inanan dindar çevreleri rahatsız eden, küstüren bir tavırdır.  

            Bugüne kadar hakları gasp edilen zulme uğrayan, okumaktan başka niyetleri olmayan o kızlarımız korkulacak insanlar değildir.

Prof. Dr. Elisabeth Özdalga’dan başörtüsü araştırması…

Başörtüsü korkuları yersiz.

“Din sosyoloğu Prof. Dr. Elisabeth Özdalga, Türkiye’de başörtüsü konusundaki ilk bilimsel kitabı yazdı. Özdalga’nın tespitleri, başörtüsü konusundaki hurafeleri ve yanlış inanışları yerle bir edecek nitelikte.

Başörtülülerin, düzeni değiştirme hedefi yok.

Başörtülüler, gelenekçi, gerici değildir.

Başörtüsü bir simge değil.

Başörtülüler, her partiye oy veriyor.

Baskı görseler bile radikalleşmiyorlar.

Bu insanlar sisteme entegre edilmeli.

Başörtüsü baskılarını artık kaldırmanın zamanı geldi de, geçti bile.

Türkiye’de dindarlık kamu alanından itilerek eve hapsedilmek isteniyor.

Aslında, kişisel özgürlüklerini, onurlarını, mesleki hırslarını savunuyorlar.”

“Baş örtüsü konusunda laiklik kavgası yapıldığını belirten Bakan Sungurlu, “Biz bu tartışmalarla uğraşırken, dünya ilim ve irfanda başını alıp gidiyor” dedi. (10.04.1998 Zaman)

BU BÖLME OYUNUDUR

            Böyle bir yasağı, idari basiretsizlik olarak görüyorum. Türkiye’nin bunca probleminin arasında esas problemler dururken baş örtüsünün ön plana geçirilmesi, çok düşündürücüdür.

            Baş örtüsü yasağı;

            -İç barışı bozacak durumda bir yasaktır. Birliğimize beraberliğimize zarar vermesi muhtemeldir.

            -İnsanımızı tedirgin edecektir, amirle memuru, öğrenci ile hocasını, birbirine yakın olması gereken insanları birbirine düşürecektir.

            -Devletle milletin, halkla yöneticilerin kaynaşmasını engelleyecektir. İnancına bağlı olan çevreleri küstürecektir.

            -Baş örtüsü yasağı ile ne olacak? Bir çok öğrenci okuldan ayrılacak hayatı kararacak, bir çok memur sıkıntıya düşecek, sürülecek, görevinden ayrılacak çoluk çocuk sıkıntaya düşecek, sadece başını örten değil, çevresi de zarar görecektir.

-Ülkenin eğitim seviyesini yükseltelim derken okumayan, okutulmayan kızlar olacak, evlerine kapanacaktır.

            -Açan, açmayan, açtıran, açtırmayan diye insanımız bölünecek. Açılır açılmaz tartışmaları başlayacak Hülasa örtü, insanımızın arasına perde çekilir gibi çekilecek. İnsanları birbirinden ayıracak örtü kutuplaşmanın kaynağı haline getirilecektir.

            -Laik, laik olmayan, örtünen, örtünmeyen, inanan, inanmayan, çağdaş olan, olmayan, ilerici, mürteci diye insanımızı bölmek suçtur.

            -Bu tür uygulamalar dine ve inançlara da zarar verir, itikadı zedeler, dinin bozulmasına neden olur.

            -Anayasanın 2. maddesine göre milletimizin dini, islâm’dır. Her milletin bir dini vardır, bizim dinimizde islâmdır. Her inananın da inancını yaşama hakkı vardır.

            Sonuç olarak böyle devam ederse dışarıya beyin göçü olacak, yetişenlerde geri dönmeyecektir.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir