ÖLÜM ÖTESİ

  • Ey müslüman! Öleceksin.

            Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir. Kısadır. Çabuk geçer. Fanidir. Bir gün, bir gece gibi gelir geçer. Dönmek isteyen, dönemez yaşayan, ölmek istemez. Hiçbir pişmanlık fayda vermez. Ölümden kaçmak için atılan her adım, insanı ölüme yaklaştırır.  

            Her insan ahiret yolcusudur. Dünyada mezar satın alınırken kefen satın alınırken gerçek hazırlık unutuluyor. Bomboş yola çıkılıyor. Arsalar, bağlar, bahçeler alınırken, köşkler, saraylar yaptırırken kabri unutuyoruz.  

            Çile çekmemiş beden, yaşarmamış gözle, israf, lüks hayat ve dünya kaygısı içinde, ölüm konusunu konuşmak ve dinlemek bile istemiyoruz. Cesaretimiz yok.  

  • Bir anket yapılıyor ve “Hayatın son gününü yaşadığınızı öğrendiniz. O günü nasıl değerlendirirsiniz?” diye soruluyor. Cevap olarak büyük bir katılımın olduğu, ankete katılımcıların %69’u namaz kılarak, olmuştur.  
  • Her şey bilindiği halde ölümü ahireti unutuyoruz.

            Bir genç Hz. Peygambere dedi ki:

  • Müslümanların hangisi daha üstündür?
  • Ahlakı güzel olan, buyurdu.
  • Hangisi daha akıllıdır? sorusuna da:
  • Ölümü en çok hatırlayan. Ölüme hazırlanan, cevabını verdi.

            Ölümü unutmak, günahın, isyanın ve her kötülüğün sebebidir. Boşluktur, hiçliktir. Peygamberimiz:

  • “Allah’ın kulundan vazgeçmesinin alâmeti, o kulun boş ve manasız şeylerle uğraşmasıdır.” demiştir.  
  • “Zevkleri bıçak gibi kesen ölümü unutma.”
  • “Dünyada garip bir yolcu gibi ol.”
  • “Ölmeden önce ölünüz.”
  • “Ölümü ananın, ölümü güzel ve kolay olur.” buyurarak ölümden uzak değil, ölümle beraber yaşamamızı tavsiye etmiştir.  

            Ölüm yok olmak değildir. Allah: “And olsun ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz.” (Hud: 7) buyurmuştur. Akşam yatıp sabah kalktığımız gibi, sonbaharda kuruyan ağaçların ilkbaharda yeşermesi gibi, toprağın altına atılan tohumun yeşermesi gibi, insan da diriltilecek ve hesaba çekilecek. Ver verebilirsen hesabını…

            – Kurban ve Ramazan bayramları dışında müslümanın bayramları vardır. Bunlar:

  • Müslümanın günah işlemediği gün, bayramıdır.  
  • Güzel bir ölümle öldüğü ve imanla bu dünyadan ayrıldığı gün, bayramıdır.  
  • Amel defteri sağ tarafından verildiği gün, bayramıdır.  
  • Hesabını yüz akı ile verip kurtulduğu gün, bayramıdır.
  • Cennette Cemalullah’ı gördüğü gün, müslümanın bayramıdır.  

            Müslüman olarak acaba bu bayramları görüp, sevinebilecek miyiz? Bu bizim isteğimize, çalışmamıza ve yaşayışımıza bağlıdır.

            Rivayete göre Hazret-i Osman(r.a.), Hızır’ın tamir ettiği yetimlere ait duvarın altından çıkan hazine için şunları söyler:  

            “Hazine, altından yapılmış bir levha idi. Üzerinde şu yedi satır yazılıydı:

  1. Ölümü bilip de gülen kimseye şaşarım.
  2. Dünyanın fani olduğunu bilip de ona rağbet eden kimseye şaşarım.  
  3. Her şeyin bir kader ile tâyin edildiğini bilip de elden çıkan şeye üzülen kimseye şaşarım.
  4. Hesaba tâbi tutulacağını bildiği halde mal toplayan kimseye şaşarım.
  5. Cehennem ateşini bildiği halde günah işleyen kimseye şaşarım.
  6. Allah’ı yakinen bildiği halde, O’ndan başkasını anan kimseye şaşarım.
  7. Cenneti yakinen bildiği halde, dünyada istirahat ümid eden kimseye ve şeytanı düşman olarak bildiği halde ona itaat eden kimseye şaşarım.”

“Şuna bak” denilen ve şaşılan insan olmamak için bildiğini, öğrendiğini yapan, yaşayan kimse olmamız lâzımdır.  

  • Bir hadise göre:
  • “İnsan öldü mü ameli kesilir. Ancak;
  • Sadaka-i cariye
  • İstifade edilen ilim
  • Dua edebilecek salih evlat yüzünden amel defteri kapanmaz.” Buna göre bize fayda verecek amelimizin, istifade edilen bilgimizin ve hayırlı işler yapacak evladımızın olması gerekir.              Ahiret için kabir, ilk durak. Oraya gelirken de o lüks arabalarla gelinmeyecek. Genç de, orta yaşlı da, yaşlısı da buraya gelecek. Duruma göre ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukur olacak kabir. Kimi doğduğuna da yaşadığına da pişman olacak, kimi de hazırlıklı öldüğü için mutlu olacak.  

            – Son nefesle her şeyi gören gözler kapatılacak, vara yoğa konuşan çene bağlanacak, eller, bacaklar düzeltilecek, kusurlar görünmesin diye kefenle örtülecek. Ondan önce de bütün dünya kirlerinden temizlenecek. Üzerinde dünyaya ait hiçbir şey bırakmayacak. Eski çorap, sümüklü mendile bile müsaade edilmeyecek. Sonra getirilip kabre konulur. Peygamberimiz şöyle diyor:

  • “Kabirde ölü, boğulmak üzere olan kimseye benzer. Herkesten dua bekler. Dua edilince sevinir.” (Ramuz el-Ehadis: 368/10) Kabirden kalkışı da şöyle anlatır:   
  • “İçki içen, alnında “Allah’ın rahmetinden mahrumdur” yazılı kalkar. Faiz yiyen “Allah’ın yanında değeri yoktur” yazılı kalkar. İnkârcı da alnında “Ya kâfir, ateşten yerine hazırlan” diye yazılı olarak kalkar.” (Age: 508/1)

            Hz. Peygamber bir çok defa söze başlarken “Allah’a ve ahiret gününe inanan, inanıyorsanız…” diye başlamıştır. Ahiret inancı insanın hayatında çok önemli bir yer işgal eder. Çünkü kıyamet günü her insan diriltilecek, iğneden ipliğe hayatının hesabını verecektir.

            – Kur’an-da: * “İnkârcı şu çürümüş kemikleri kim diriltecek diyor. Onları ilk yaratan diriltecek.” (Yasin: 78-79)           

  • “İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayacağı-mızı mı sanır? Bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.” (Kıyame: 3-4)
  • “İlk yaratmada acizlik mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratma hususunda şüphe içindedirler.” (Kaf: 15)
  • “Allah’ın rahmetinin eserine bir bak: yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Şüphesiz o, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.” (Rum: 50) buyurarak, ahiret hayatının mutlaka gerçekleşeceğini bildirmiştir.  
  • Kimyay-ı Saadette okumuştum: “Kıyamet günü bir kimsenin ilk davacıları kendi çocukları olacak.”Ya Rabbi! Ondan hakkımızı al. O bize haram yedirdi, dinimizi öğretmedi.“ diyecektir. Demek ki, herkes kendi hesabını vermekle kalmayacak, elinin altında bulunanların da hesabını verecek, onlar kurtulmadan o kurtulamayacak-tır.”         
  • Dünya ahiretin tarlasıdır. Dünyada ne ekilirse, ahirette o biçilecektir. Onun için huzuru ahirete taşımak isteyen, güzel ve bol sevaplı işler yapacaktır. Her fırsatı değerlendirecektir.

            Dünyadaki her işimizi kiramen katibin adlı melekler yazıyor. Her işimiz filme alınıyor, tesbit ediliyor, şahitlendiriliyor. O gün insanın kendi organları bile aleyhinde şahitlik edecek.             Kur’an-da: “Biz, yakın azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı: “Keşke toprak olsaydım!” diyecek.” (Nebe: 40) denilerek o günkü nedamet haber veriliyor.  

            Çocuklara sene sonu karne verildiği gibi bizim için de karne düzenleniyor. Hayatımızın sonunda amel defterimiz karnemiz olacak.

            Karne, iyilere sağından; kötülere solundan verilecek. İnkâr yok.

  • “Her şey yapılanlara şahitlik edecek.” (Fussılat: 20)           
  • “Eller, ayaklar şahitlik edecek.” (Yasin: 65)+(Nur: 24)             
  • “Kimin kitabı sağından verilirse, hesabı kolay olacak ve sevinçli olarak ailesine dönecek.” (İnşikak: 7-9)
  • “Cennet nimetleri ile mükâfatlandırılacak. (Hakka: 19-23)”
  • “Kitabı sol tarafından verilenler “Keşke kitabım verilmeseydi” diyecek. Kitaplarını görünce: * Vay halimize” derler. Bu nasıl kitap, her şeyi sayıp dökmüş! (Kehf: 49)
  • Peygamberimiz: “Kim amel defterinin kendisini sevindirmesini istiyorsa, istiğfarı çok etsin.” (Ramuz el-Ehadis: 396/14) Pişman olacağı hatalarından vazgeçsin, kendisini sevindirecek güzel ameller işlesin, diyor.

            Hasan-ı Basri’den:

            Bir adam Ömer b. Hattab(r.a)’e gelerek:

  • Ey mü’minlerin emiri! Ben çölde yaşıyorum. Çok da işim var. Bana dayanak olacak ve beni cennete götürecek bir şey tavsiye et, dedi.

            Ömer(r.a):

  • Elini uzat ve iyi dinle, dedi. Adam elini uzattı. Ömer(r.a) adamın elini tutarak:               “Allah’a ibadet et, namazını kıl, zekâtını ver, haccet, umre yap ve idarecilere itaat et. Doğru ve dürüst ol. Gizli şeyler yapmaktan sakın. Duyulduğu, yayıldığı zaman seni rezil edecek şeyleri yapma” dedi. Adam:  
  • “Ey mü’minlerin emiri, bunları yapacağım ve yarın Rabbimin huzuruna çıktığım zaman da: Bunları bana Ömer b. Hattab söyledi, diyeceğim” deyince Ömer (r.a):
  • Sen dediklerimi yap da Rabbime kavuştuğun zaman istediğini söyle, dedi.  

            Bazılarımız çok meşgul. Nefse kulluk, şeytana kulluk ve dünyaya kölelikten Cenab-ı Allah’a kulluğa sıra gelmiyor. O kadar işi çok ki, namaz kılmaya vakti yok. Dünyayı o kadar çok seviyoruz ki, ölümü aklına bile getirmiyor. Daha önce ölenlerde böyleydi, böyle düşünüyorlardır…

  • Günahkârlar cehennemde azap görecek. Herkes bu azaba dayanabileceği kadar günah işlemelidir.             Kur’an-da: *“Başınıza gelenler, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.” (Şûra: 30) buyrularak, kimseye haksızlık edilmeyeceği belirtilmiştir.
  • “Zakkum ağacı günahkârların yiyeceğidir. Karınlarında kaynar su gibi, eritilmiş maden gibi kaynar. Allah meleklere: onu cehennemin ortasına atın” der. Onların başına kaynar su dökülür. (Duhan: 43-50)
  • “Onlar kanla, irinden başka bir şey yemezler.” (Hakka: 36) buyrularak da isyankârların, günahkârların ürpererek vazgeçip belki kendine gelirler ümidi ile ikâz ve uyarılara kulak asmaları istenmiştir.  
  • Kıyamet gününde Allah diyecek:
  • Ben size peygamber göndermedim mi?
  • Ben size kitap göndermedim mi?
  • Ben size bildirmedim mi?
  • Ben size her şeyi açıklamadım mı?
  • Düşünecek ve ibret alacak kadar ömür vermedim mi? Tadın azabı…

SÖNSÖZ

            Cenab-ı Allah, ahitler alarak insanı yarattı, her şeye sınır koyup “imtihandasın!” dedi. Sınırlı bir ömür verdi. “Bir gün öleceksin, yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını vereceksin” buyurdu. Baştaki sözleşme ile yetinmedi; peygamber gönderdi, kitap gönderdi, “Ne halin varsa gör” demedi. Kabir, sırat, mahşer, hesap ve cennet cehennemden haberdar etti.

            İnsanın malından, sevdiklerinden, ünvanından, şan, şöhretinden istemeyerek ayrılacağını, kabre gireceğini, vakti saati gelince toprağa atılan tohum gibi diriltileceğini ve kıyamet günü tek başına gelip hesap vereceğini bildirdi. (Meryem: 95)

            Dünyada günaha kışkırtanların, teşvik edenlerin, “Dünyaya bir daha gelecek değiliz boş ver; zevk alalım, felekten gün çalalım, gece çalalım, gel ne olur, ne çıkar, günahı varsa benim olsun” diyen yandaş, yardakçı ve teşvikçilerin, yardımlarının olamayacağını haber vermiştir. (Duhan: 41)

            İnkârcıların pişman olup, “Keşke iman edenlerden olabilseydik” diyeceklerin hali perişan olacak. Dünyada yaşamamış gibi olacaklar, gafletin acı faturasını yanlarında bulacaklar. Onlara bakıp: “Keşke insan olarak yaratılmasaydık, keşke toprak olsaydık” diyecekler. Hiçbir pişmanlık onlara fayda vermeyecek.  

            Bu dünyada Kur’an-a, peygambere kulak verenler,iyiyi, hayrı ve faydalıyı tercih edenler, güzel ölümlerle ölecekler ve iki cihan saadetini yaşayacaklar. Kabirde cennet bahçesinde vakit geçirecekler, sıratı kolay geçecekler, amel defterleri sağ taraflarından verilecek, hesapları kolay görülecek, cennete girip Rablerinin nur cemalini görecekler. İyi ki, müslümanlar olarak yaşamışız, müslümanlar olarak can vermişiz, bize vaad edileni bulduk, diyecekler.  

            Müslüman, neyi nasıl yapacağını, hayatı nasıl yaşayacağını bilir, Kur’an-a ve sünnete uygun yaşarsa, ancak o zaman kurtuluşunu sağlayabilecektir.

            Allah bize dünyanın, ölümün ve ölüm ötesinin hayrını versin. Hepimize “Hüsn’ü Hatime” nasip etsin inşallah.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir