MÜSTEHCENLİK TAHRİK EDER

            İnsanlar iki kısımdır :

            1-Hayır kapılarını zorlar, hayra vesile olurlar.         

            2-Hep şer kapılarını zorlar, şerre sebep olurlar.

            Biz hangisindeniz?

            Mevsim, günah mevsimi, günahların herkese hücum ettiği mevsim. Dikkat etmek lâzım.

            1-Tahrik ve teşhir etmemek lâzım.

            2-Tahrike ve teşhire kapılmamak lâzım. Günahlar zorluyor. O zaman mânen güçlü olmak lâzım.

            Tahrik ve teşhircilik, insanda akıl bırakmaz, mantık da bırakmaz. Birde ilâhi ikâzlarıda unutturur. Bu durumda çirkin şeyler olur. Duyarsınız, okursunuz veya görürsünüz “Neden yaptı bunu?” dersiniz.

            Evli kadın saldırıya uğruyor, kaçırılıyor, çocuk kirletiliyor. Neden? Biraz da tahrik yok mu? Akla getirme, davet yok mu?

            Psikolog Prof. Dr. Bekir Grebene : Cinsel anarşi yaşanıyor. Ruhsal ve psikolojik bozuklukların ana faktörü, cinsel sapıklıklardır. Seks dergileri ve televizyonlar bu sapıklığı körüklüyor. Artık Türk mizahı bile müstehcenliğe dayandırılıyor” diyor. (18.12.1992 Zaman)

            Geçen yıl 4000 kadın üzerinde yapılan araştırmada, müstehcenliğin, kadınlara karşı

şiddet uygulamayı, ırza geçmeyi, cinsi saldırıyı ve cinsi zorlamayı arttırıcı faktör olduğu tesbit edilmiştir.

            Ankara Yeni Mahalle’de 12 kız çocuğuna sarkıntılık ve tecavüz suçlarından yakalanan  18 yaşındaki sapık A.D. emniyette verdiği ifadede : “Beni televizyonlardaki seyrettiğim müstehcen filimler sapık yaptı. Bu müstehcenliğin etkisinde kalarak bu suçları işledim” demiştir. (2.3.1993 Zaman)

Fransa’da mayo ile sokaklarda dolaşma yasağı getirilmiştir. Sahil şehirlerinde bile mayo ile dolaşılmayacaktır. Gerekçe de : Mayo ile dolaşmanın çevreye rahatsızlık verdiğini belirten yetkililerden bir belediye başkanı: “Bölgem serseri yatağına döndü” demiştir.

(26.7.1994 Türkiye)

            14.3.1986 Tercüman : “Çıplak kadın fotoğrafları saldırı suçlarını arttırdı :

Fotoğrafların gençler üzerinde tahrik edici ve baştan çıkarıcı etkilerde bulunduğu Londra’da yayınlanan Today Dergisi’nde açıklandı.”

            “Müstehcen yayın suça itiyor : Müstehcenlik zarar verici olarak tanımlanmış ; ahlâkı yıktığı, saldırganlıkları arttırdığı ifade edilmiştir. (25.1.1986 Tercüman)

            “Avusturya’nın başkenti Viyana Belediye Başkanı Dr. Helmut şehirdeki müstehcen olan herşeyi toplatmış, müstehcen heykelleri ve afişleri kaldırtmıştır. (7.7.1994 Türkiye)             Müstehcenlikte tahrik  vardır. Çıplaklık her zaman karşı cinsi etkilemiştir. Çünkü açıklıkkta seks mesajı vardır. Açıklık akla kötü şeyler getirir, insanı kötü yola iter.

            İzmir’de bir genç bir kadını yolda tutup öpmüştü. Poliste “Beni tahrik etti kendime hakim olamadım” diye ifade vermişti.

            Kayseri’de yazlık sinemada bir genç bir bayana saldırıda bulunmuştu. Olay mahkemelik oldu. Genç suçunu kabul etti. Hakime kadının o günkü kıyafetiyle gelmesini istedi. İkinci celsede hakim, bayanı o halde görünce :

            -“Kızım ben sana ne diyeyim şimdi” demiş, genci beraat ettirmişti.

            25.5.1980 tarihli Tercüman Gazetesinde :

            “Sıcaklar bastırınca İngiliz polisi genç kızları uyardı:

            Açık saçık giyinerek gençleri tahrik etmeyin.

            İngiliz polisi, İngiltere’de havaların ani olarak ısınması üzerine, genç kızlara şu tavsiyelerde bulundu:

            -Fazla açık-saçık giyinerek erkekleri tahrik etmeyin.

            -Oturup kalkarken hareketlerinizde dikkatli olun.

            -Şeffaf elbise giymeyin, giyerseniz iç çamaşırı giyin.

            Bu uyarılara dikkat etmeyip saldırıya, tecavüze, uğrayanların mahkemeye çıktıklarında, hakimin olayda tahrik unsuru arayacağı bildirilmiştir.

Allah kötülüğe giden yolları, kötülüğe sebep olan davranışları da yasaklamıştır. Bugün uygunsuz her şey olumsuz yönde etkilemektedir.

            Allah Kur’an’da : -“Ey Adem oğulları! Size ayıp yerlerini örtecek giysi, süslenecek elbiseler yarattık” A’raf : 26

            -“Ey Ademoğulları! Şeytan anababanızı ayıp, yerlerinizi açtırarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın” A’raf : 27

            -“Ey habibim kadınlara elbiselerini giymelerini söyle. Bu onların tanınıp ezâ edilmemelerine daha uygundur. (Ahzap : 59) emri ile elbise, dar, şeffaf, açık, dikkat çekici olmayacaktır. Bakılmasına sebep olacak şekilde giyinilmeyecektir.

            Şabi şöyle der :

            -Öyle bir elbise giy ki; sefihler seni gözlerinde küçültmesinler, fakihler de seni ayıplamasınlar.

            Açıklığın çağdaşlıkla, medeniyetle uzaktan yakından alâkası yoktur. Tarihte insanlık medenileştikçe örtünmüştür. Açıklığın medeniyetle çağdaşlıkla ilgisinin olduğunu kabul edersek, taş devri insanı bugünkünden de açıktı. O zaman onları çağdaş mı kabul edeceğiz?

            Örtünme emrinde hikmetler vardır :

            Tesettür, kadını korur; iffeti korur fitne kapısını kapatır.

            Trafikte emniyet kemeri takılır, bir de gece yol kenarlarına yanan lambalar yerleştirilmiş, işaretler konmuştur. Neden? Emniyet ve korunmak için… İnsan için elbisede öyledir. İnsanı kem gözlerden korur. “Örtü sıkıntıya düşmemeniz için daha uygundur” diyor. Kur’an. Buna göre: “Ben müslümanım, ama örtünmüyorum” düşüncesi çelişkilidir.

            -Cenab-ı Allah, meyvaları kabuklarla örtmüştür.

            -Biz yiyeceklerimizi bozulmasın diye kapalı kaplar içinde saklarız.

            -Sırlarımızı gizlemek için kapalı zarflar içinde göndeririz.

            -İffeti, namusu korumanında yolu utanmaktır, örtünmektir.

            Tahrikten uzak durmak iffetli insanların işidir. Hz. Peygamber : “Bazı kadınlar vardır ki, giyinmiş gibidirler fakat çıplaktırlar, diğer kadınlara kötü örnek olurlar” buyurmuştur.

(Riyaz-üs’salihın ;3/1664)

Cinsi duygular, tahrik olmazsa insanı günaha sokmaz tahrikle uyanan yılan gibi olur, günaha zorlar. Nasıl insan öfkelenince normal davranmıyorsa, nefsi şaha kalkan da normal davranamaz. Kendine hâkim olamaz.

            Açıklığa “hava sıcak” mazeretinden sonra en çok ileri sürülen bir mazeret de “Vücudun güneş ışığına ihtiyacı var” oluyor. İlim adamlarının ifadesine göre bu ihtiyacı gidermek için soyunup, bedeni açmaya gerek yoktur. D vitamini ihtiyacını ellerin ve yüzün zaman zaman güneşi görmesi, karşılamaktadır.

            “Vücudun güneşte yanmasında kanser rizki vardır. Her şeyin azı yarar, çoğu zarardır” (13.7.2002 Yeni Asya)

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir