MÜSTEHCENLİK

            Ailenin, toplumun yok olup dağılmasına neden olan hallerden biri de müstehcenliktir. Tarih, yok olan milletlerin hatta imparatorlukların mezarlıkları ile doludur.

            Bugüne kadar milletimizi ayakta tutan, şanla şerefle yaşatan değerlerin kıyısından kenarından kemirenlerin sayısı artmıştır. Zaman aleyhimize işliyor. İnsanımıza zarar veren olaylar, haller her geçen gün artıyor. Açık yeri kapalı yerinden fazla. Bu ne? Denilince “Hava sıcak” mazeret hazır.

            Son zamanlarda her şey her yer kirli; insan kirli, çevre kirli, kaldırımlar kirli, deniz kirli, gök kirli, yer kirli, basın kirli, ekran kirli, ses kirli, görüntü kirli, düşünce kirli. Bütün kirliliklerin sebebi, ar haya damarlarının çatlamış olması ve ortalığa müstehcenliğin yayılmasıdır.

            Nedir müstehcenlik? Müstehcenlik : Kötü, ayıp, çirkin, iğrenç ve halkın ar haya duygularını inciten şey demektir.

            Sözlüklerde müstehcen kelimesi : Edep dışı, açık saçık diye tarif edilmiştir.

            Müstehcenlik, aile millet düşmanlarının ve dünyaya hükmetmek isteyenlerin “San’at” kılıfı içinde gizledikleri bir silahtır, imhâ silahıdır.

            Geçenlerde bazı kadın kuruluşları TCK.da yer alan “Edep, hâyâ, ahlâk ve namus” gibi sözlerin kaldırılmasını istemişlerdir. Böyle bir edepsiz teklifi kadın dernekleri yapabilmektedir. (28.05.2003 Vakit)

            Demek ki fay hatlarından önce ar damarları çatlıyor. Sokaklara baktığınız zaman bazı kıyafetler ayıp oluyor, iğrenç oluyor, zararını herkes görüyor.

            Gepgenç çocuklar üzerinde oyunlar oynanıyor. “Milli Eğitim Bakanlığı öğrenciler için iffetsizlik suçunu yönetmelikten çıkardı. Artık öğrenciler için “iffetsizlik suç sayılmayacak” (27.02.2002 Zaman)

Bir haber şöyle :

            “Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde astımlı hastaların bilgilendirilmesi taplantısına baş örtülü hastalar alınmadı. (05.05.2002 Zaman)

            Bu ne demek? Buyurun cenaze namazına!…

İNSANA UTANMA DUYGUSU VERİLMİŞTİR

            Şairin dediği gibi :

            “Göster Aılah’ım, bu millet kurtulur, tek mucize:

            Bir “utanma hissi “ ver, gâib hazinenden bize!”

            Evet yüce Allah, bütün canlıların arasında tek insana utanma duygusu vermiştir. İnsan utanır, insanın iffet ve namusunu korumasında, utanmasının büyük önemi vardır.

            Sevgili Peygamberimiz :

            1-“Hayâ hayır getirir” (R. Salihın : 685)

            2-“Utanmıyorsan dilediğini yap” (Tecrid-i Sarih : 2002)

            3-“Hayâ imandandır” (Seçme Hadis : 68)

            4-“Fuhuş bir şeyde bulunursa, onu mutlaka çirkinleştirir; hayâ bir şeyde bulunursa, onu mutlaka güzelleştirir. (Age:71)

            5-“Allah, bir kulu helâk etmek istediği zaman ondan utanma duygusunu alır. Hayâ ondan alınınca onu fenâ bir insan bulursun” (Age : 72)

            6-“Hayâ ile iman bir arada bulunur. Biri giderse diğeri de gider” (Age : 76) buyurarak utanmanın önemine işaret etmiştir.

            Atalarımız : “Kadını er zaptedemez ar (utanma duygusu) zapteder” demişlerdir.

            Bir de hayasızlar için : “Ar damarı çatlamış” derler.

            Hayâ insanın vasfıdır. İnsanın ahlakî değerleri tahrip edilir, haya duygusu köreltilirse, insanın hiçbir değeri kalmaz.

            Hz. Âdem cennetten çıkarılarak yeryüzüne indirildiği zaman, Allah, Cebrail’i ona göndermişti. Cebrail, Âdem’e şunları söylemiş :

-Cenab-ı Hak sana, birini seçmek üzere üç şey gönderdi : Hayâ, din ve akıl. Bunlardan birini seç, ikisini alıp gideceğim.

            Âdem de şöyle demiş :   

            -Ey Rabbim, aklı seçiyorum.

            Bunun üzerine Cebrail, haya ile dine bakarak:

            -Haydi gidelim, demiş. Fakat haya ile din :

            -Gidemeyiz, demişler. Cebrail sormuş :

            -İsyan mı ediyorsunuz?

            -Haşâ! Ancak, Cenab-ı Hak bize akıldan ayrılmamayı ferman buyurmuştu.

            Cebrail de tek başına dönmüş.

            Akıllı davranılırsa, akıl varsa, din vardır, haya da vardır.

            Hayâ, önce Hakk’tan sonra halktan utanmaktır.             Bugün : “utanma”, “ayıp” ne demekmiş, bekâret tabu olmaktan çıkarılmalıdır. İffetsizlik suç olmamalıdır, namus iffet bekçiliğimi yapacağız başka işimiz yok mu, çağdaş yaşam gereği herkes dilediği gibi yaşasın, ahlaki kurallara uymak köleliktir. Cinsel özgürlük kazanılmalıdır” diyorlar.

            “Utanma”, “hayâ”, “iffet” olmazsa; utanmaz, hayasız, iffetsizlik olur. % 98’i müslüman olan bir ülkede iffeti bırakıpta iffetsizliğimi kabulleneceğiz, utanmayı bırakıp da, utanmazlığımı tercih edeceğiz?

            Allah, insanı en güzel biçimde yaratmış : “şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin” buyurmuştur. (Kalem : 4)

            Allah Rasûlü’de “Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır” (Buhari Edep : 38) Ahlâk olmadan hiçbir şey güzel olmaz.

            Bizi iffetsiz, ahlaksız bir toplum haline getirmek isteyenler var. Soru yorum; iffetsiz ahlaksız hangi aile, hangi toplum, hangi millet ayakta durmuştur? Mehmet Akif :

            “Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne…

            Acırım tükrüğe billahi, tükürsem yüzüne” demiştir.

Freud : “İffeti önemsiz hale getirmeliyiz” diyor. Bugün hayasızlık gibi korkunç bir hastalığı bize bulaştıranlar var.

            -Basın yayın organlarına bakın…

            -Sanat ve çağdaşlık maskesi altında yapılanlara bakın…

            -Fahişeliği itibarlı bir meslek haline getiren ilericilik ve medeniyet maskelilere bakın.

            -Çıplaklığı moda diye bize sinsice sunan millet düşmanlarına bakın.

            Ar, hayâ toplumun sigortasıdır. Ahlâsızlaşan toplumlar yaşama şansını elde edememişlerdir.

            Normal bir insan, bedeninin açılmasından utanır. Ani açılmalarda derhal örter. Bu utanma duygusu onu ayıp işlemekten ve kendini teşhir etmekten alıkor. Aslında teşhircilik suçtur.

            İnsan, ahlakî değerlerini kaybettimi utanma duygusunu da kaybeder. Açılıp saçılmaktan utanmadığı içinde değerini kaybeder.

            J.J. Ruso şöyle anlatır:”Babamın saatine hayrandım. Ona hayran hayran seyrederdim. Bir gün babam temizlemek için saati açmış, saati o halde görünce ona olan hayranlığım bitti.”

            Bugün hiç bir estetik ve sanat değeri olmadığı halde müstehcenlikle bayağılaşanların sayısı artıyor. Bu, sırf kazanç uğruna yayın basın organlarının topluma neler verdiğini gösterir.             Müstehcenlik de kimliksizlik, kişiliksizlik vardır. Taklid söz konusu olduğu için açılıp saçılanlar köle ruhlu insanlardır. Metres hayatı serbest, hatta özel yaşam oluyor. Ona ses yok. Ama dini nikâha ceza var, hapis var. Açıklık da sonuna kadar özgürlük var, iş örtünmeye gelince “hayır!” Böyle çelişkilere son verilmelidir.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir