MÜSTEHCENLİĞİN VERDİĞİ ZARARLAR

            Müstehcen giyim, kadının vücudunu sergilemesi ve sınırsız özgürlük, kadını mutlu etmemektedir.

            Müstehcenlik, inançlı ve mazbut insanları tâciz etmektir. Genel ahlâka uygun davranmamak ise topluma saygısızlıktır.

            Kadının güzelliği, bir manzaranın, bir hayvanın, bir çiçeğin, bir kuşun güzelliğinden farklıdır. Kadına başka şeylere bakıldığı gibi bakılmaz. Başka güzellikler, ruha hitap ederken, çoğu zaman tacize uğramasının nedenlerinden biri, kadının açılıp saçılmasıdır.

            “Bunalımlı Topluma Hayır” adlı kitabın yazarı Fransız Prof. Tony Anatrella, çıplaklığın tabuyu yıkmak değil, ilkelliği yüceltmek olduğunu söylemiştir.

            Aynı zamanda psikanalist olan Tony, cinsellik özgürlükten öte felâkettir, çıplaklık sapıklıktır. İnsanın değerli varlığı olan ruhunu ve şahsiyetini satışa çıkarmasıdır. Açılmak zayıf karakterli insanlarda bir çeşit kendisini isbat etme duygusundan kaynaklanır. Bu güçsüzlüğün ve şahsiyetsizliğin sembolüdür” (13-31994 Türkiye ilavesi) demiştir.

            Psikologlara göre ; cinselliğin teşhiri son derece yanlıştır. Bu durum, hem teşhirciyi hem de toplumu huzursuz edici rahatsızlıklara neden olmaktadır. Ayrıca ruh sağlığını tehdit eder” derler. (Age)

            Vahşet görüntüleri, vahşet fotoğrafları, başta çocuklar ve gençler olmak üzere insanımıza zarar vermektedir.

            Müstehcenlik ve çıplaklık ne ölçüde, ne maksatla olursa olsun kadını küçük düşürür.             Şu habere bakın :

            “Kız öğrenciler uyarıldı”

            Almanya’ının Hannover kentine bağlı Sehn Kasabasındaki bir okulun, “fazla açık giyindikleri” gerekçesiyle kız öğrencilerini kıyafetleri konusunda uyarması ülke genelinde tartışma başlattı. Köln’deki “Realschule Neusser Strasse” okulunun müdürü Peter Szidat, “Kız öğrencilerin kıyafetleri çok açık. Kızlar ders sırasında neredeyse sadece bikini ile oturursa erkek öğrenciler hiçbirşey öğrenemez. Biz de öğretmenler arasında bir toplantı yaparak, yeni bir düzenlemeye gidebiliriz” diye konuştu.

            “İş hayatında da kıyafetlere dikkat”

            Davranış uzmanı Elisabeth Bonneau, okulun iş hayatına hazırlık niteliği taşıdığını, göbeği açık bırakan kıyafetler giymenin iş hayatında da olumlu karşılanmayacağını ifade etti. Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Eğitim Bakanlığı sözcü yardımcısı Stephanie Paelike ise, “Genelde öğrencilerin ne giyeceği kendilerini ilgilendirir. Ancak veli ve öğrenci temsilcilerinin bir araya geldiği okul toplantılarında kıyafet için belirli kararlar alınabilir. Tüm taraflar kabul ederse kıyafetlere düzen getirilebilir” dedi. (18.07.2002 Yeni Asya)

            23.04.1999 tarihli Sabah Gazetesi’nin bir haberi :             

            “Çıplaklık kadınları aptallaştırıyor : Bilim adamlarının bulgularına göre; abdal kadınlar çıplaklaşmıyor, çıplak kadınlar abdallaşıyor. Bu sonuca 350 kadına zekâ testi yapan Amerika’lı psikolog ulaştı. Kadınlar tam giyimli, birde mayo, bikini ile teste tabi tutuldular.

Şok sonuç : Çıplak kadınların zihinsel yeteneklerinde ani düşüş görülmüştür.”

            13.08.2001 tarihli Türkiye Gazetesi’nin haberi :

            “Ünlüler bunalımda : Sinama ve müzik dünyasının pek çok ünlü ismi, yaşadıkları depresyon nedeniyle psikolojik tedavi görüyor. Yaşadıkları ayrılıklar nedeniyle depresyona giren ünlüler, tedavi altında. Şan, şöhret ve ışıltılı hayatın mutluluk vermediği ünlüler, ruhi sıkıntılarına da şifa arıyor…” İşte bir çoklarının özendiği hayat…”

            Vücudunu teşhir etmekten utanmayanların sonu çok acı oluyor. Ya alkol komasında, ya uyuşturucu komasında ölüyor, ya öldürülüyor. Ya da ileri yaşlarda toplum onu terk ediyor, etrafında dönen sinekler kayboluyor, kimsesizler, acizler yurtlarında hayatlarını noktalıyorlar veya akıl hastanelerinde çıldırarak ölüyorlar. Veya terk edilmiş viran yerlerde ölüp gidiyorlar.

            Gazeteler perişan ve ibret verici resimleri yayınlarken, televizyonlar son bir daha : “Güzelin, mankenin, dansözün, şarkıcının v.s. acı sonu diye haber yapıyorlar.

            Genç kızlarımıza bir uyarı haberi de şöyle:

            “Mankenlere özenenler mutlu yuvayı unutsun :  

            Miss Turkey 2002 Güzellik yarışması’nda beşinci olan Melike Akkaya, Atatürk Hava Limanı’nda yiyecek içecek hizmeti veren Bilintur-Tepe-Akfen ortaklığının tanıtım standında çalışıyor. Sık sık skandallarla gündeme gelen “manken dünyası” ile ilgili açıklamalarda bulunan Akkaya, mankenlerin hayatına hiçbir zaman özenmediğini belirterek, “Onların mutlu bir yaşamları olacağına asla inanmıyorum” dedi. Bir süre önce Atatürk Hava Limanı’nda çalışmaya başlayan Melike Akkaya, aynı zamanda Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi 2. sınıf öğrencisi. Şirketin hizmetleri konsunda yolculara tanıtım yapan Akkaya, televizyon kanallarında her gün boy gösteren ünlü mankenlerin hayatlarının hiç de imrenilecek gibi olmadığını söyledi. Akkaya “Onlara özenenler ne mutlu bir evlilik ne de mutlu bir yuva düşünsünler. Onlar sadece medyatik olma yarışında” dedi. (20.09.2002)

            Cenab-ı Allah İsra Sûresi’nin 32. ayetinde “Zina yapmayın” demiyor, “zinaya yaklaşmayın” diyor. Ateşe yaklaşanın içine düşmesi tehlikesi gibi, zinaya sebep olabilecek tahrik ve teşvik görüntüleri insanı istenmeyen işlere götürür.

Kur’an’da Allah’ın ikazı var :  

            -“İnanmış erkek ve kadınlar gözlerini harama bakmasınlar kapatsınlar” (Nur Sûresi :31)

            Bu ikaza göre; günaha girmeden kendimizi kurtarmaya dikkat etmeliyiz. Peygamberimiz ne diyor : “Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle” diyor.

            Bakmanın günahı olduğu gibi baktırmanın da günahı vardır. Onun için;

            -Uygun olmayan elbise,

            -İç gıcıklayıcı ses tonu,

            -Dikkat çekici yürüyüş,

            -Bana baksınlar düşüncesi, edep ve iffetle bağdaşmaz.

            Size şunu söylüyorum.

            Dikkat edin, kendinizi kollayın. Kalbinizi, gönlünüzü, hayalinizi günahla kirletmeyin. Ateşe dayanabileceğiniz kadar günah işleyin.

            Giyinirken, giyindirirken neye sebep olacağınızı düşünün de öyle giyinin, öyle giyindirin.

            Açıklıktan melekler bile rahatsız olur. Açıklık evin bereketini ve manevi huzurunu alır götürür. Evde huzursuzluk hakim olur, geçim darlığı çekilir.

            İbn-i Abbas radıyallahu anhüma’dan rivayete göre efendimiz (s.a.)’e bir hatun müracaat edip:

            -Ya Resûllallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a halinde açılıyorum. Allah teâlâ’ya dua ediniz ki bu illeti benden izale etsin, dedi.

            Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz kadına hitaben :

            -Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah teâlâ’ya dua edeyim.

            Sonra o hatun :

            -Ya Resûlallah böylece sabrederim. Yalnız sar’a halinde açılmamam için Allah teâlâ hazretlerine dua ediniz, dedi.

Rasûlallah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de o halinde açılmaması için dua buyurdular.

            Bakın derde razı oluyor, açılmaya hayır.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir