HAYAT

  • Nasıl bir hayat?             İnsan, dünyaya gelir gelmez işe yanlış başlamamalı ve yanlış adım atılmamalıdır. Dünyaya gözünü açtığı zaman sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okumalı, güzel bir müslüman ismi verilmeli, helâl süt ve helâl gıda ile beslenmeli, iyi insan, iyi müslüman olarak yetiştirilmelidir. Çünkü Allah her insana daha işin başında:
  • Ben sizin Rabbiniz değil miyim?demiş, her insan da:
  • Evet, sen bizim Rabbimizsin” cevabını vermiştir.  

            Cenab-ı Allah neden böyle söz almıştır?

            Kıyamet gününde: “Benim bunlardan haberim yoktu” dememesi için. (A’raf: 172)

            Sabah güne ters başlanırsa, o gün bir çok şey ters gider. Hayata ters başlanırsa, hayat tersliklerle devam eder. Gömleğinizi giyerken ilk düğmeyi yanlış düğmelerseniz bütün düğmeler yanlış düğmelenmiş olur. Hayata iyi başlayanın da hayatı güzel olur. Ameli güzel olur. Ölümü güzel olur. Kabri de ahireti de güzel olur.

            Felekten bir saat, bir gün, bir gece çalmaya kalkanın, hayatın bir anını bile nefsine göre yaşamaya kalkanın, hesabını vermesi kolay olmaz.  

            Dikkatli olmayan, günlük hayatta yanlış yönlendiriliyor ve kolayca günaha düşürülüyor. Meselâ deniliyor ki:

  • Zaman bunu gerektiriyor…
  • Şartlar böyle…
  • Adetler böyle…
  • Başkaları böyle yapıyor…
  • El ne der?…
  • İnsan günahsız olmaz…
  • Bu da mı günah olurmuş…
  • Hangi çağdayız…

            E. Coşan hocamız: “İslâm’ın elinde kar gibi erimeyenin elinde İslâm kar gibi erir” derdi.             Din, dünya içindir, ahireti kazanmak içindir. Din yaşanırsa, ahiret kazanılır. Din yaşanmazsa, bizim yaşayışımız din oluverir. Önemli olan, dini doğru öğrenmek ve doğru yaşamaktır. Hayatın her anını çok iyi değerlendirmektir.  

            Zengin bir adam iki oğluna 24’er altın vermiş. Bunları iyi değerlendirin diye şehre salmış. Altınlar ve şehir birinin başını döndürürken, diğeri her bir altını yerli yerince harcamış, bir kısmını da muhafaza etmiş. Zevk safaya dalan sonunda perişan olmuş, 24’ü değerlendiren ise sıkıntıya düşmemiş. Akıllı davrandığı için babası da onu mükâfatlandırmış. Günün her bir saatini de değerlendiren pişman olmaz.  

  • Müslüman günlük hayatta neler yapmalıdır:  

            Hayat, Allah için, Allah rızası içindir. Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda yaşanmalıdır.

            Her şeyi, Allah’ın huzurunda nasıl bulmak istiyorsak öyle yapmalıyız. İnsan kendi kendini aldatmamalıdır. Ne ekerse onu biçecektir.  

  • Her insan Allah’ı görüyormuş gibi yaşamalıdır.
  • Her gün günlük muhasebe yapılıp, çürükler, işe yaramayanlar, kokuşmuşlar ayıklanıp atılmalıdır.  
  • Hz. Peygamberden şefaat istemeye hakkımızın olabilmesi için O’nun sünnetine uygun bir hayat tarzı seçilmelidir.  
  • Şeytanın tuzağına düşmemek, “şeytan beni aldattı” dememek için şeytandan gafil olunmamalıdır.
  • Hiçbir gün zararla geçirilmemelidir. 
  • Müslüman, bilgili ve şuurlu yaşamalıdır.
  • Müslüman, dünya hırsına, dünyanın cazibesine kapılarak yakışıksız iş yapmayacaktır.  
  • Müslüman, dili ile Allah’a şükretmeli, zikretmeli, ibadetleri, ahiretteki sorguyu unutmamalıdır. Bu dünyada herkese ders alacağı kadar ömür verilmiştir.
  • Müslüman, kazancına, yediğine, içtiğine, parasını nereye harcadığına dikkat etmelidir.
  • Müslüman, her an abdestli bulunmaya dikkat etmeli, işlerinde “inşallah”, “hayırlısı” demeyi ihmal etmemelidir.

            Kendinden yaşlıyı görünce: “Onun sevabı benden çok”, küçük görünce de “Benim günahım ondan çok” demelidir. Günah işleyen görünce: “Rabbim beni günah işlemekten koru” diye dua etmelidir. Hayır işleyen görünce de: “Bana da hayır işlemek nasip et Rabbim” demelidir.  

            Allah’tan gelen her şeye razı olmalı, sabır göstermelidir. Her güne besmele ile, okuya okuya başlamalıdır. Her organını günahtan korumalı, günaha düşmemek için direnmelidir. Yani gününü gün etme değil, günahsız geçirmeye çalışmalıdır.

            Gün boyunca nefsin arzularına ve şeytanın telkinlerine itibar etmemelidir. İyilerle, iyi ortamlarda hayatını yaşamalıdır. Fitne ortamından uzak durmalıdır.  

            Her gün kendisinden istenilenleri yapmalı, kulluk defterinden silinmemeye gayret göstermelidir.  

            Her gün her an ölümü, öleceğini, kabre konacağını ve her şeyin hesabını vereceğini unutmamalıdır. Her işinde: “Allah biliyor, Allah görüyor, Allah soracak” düşüncesini taşımalıdır.  

            Ahirette peygambere yakın olabilmenin yollarını aramalıdır.  

            Günahtan, haramdan, şüpheli şeylerden, hatta mekruhtan kaçınmalıdır. Sofraya haram lokma koymamalıdır.  

            Pişman olacağı şeyi yapmamalı, Allah’ın sevdiği kul haline gelebilmek için ahlâkını güzelleştirmelidir.

            Kul, Allah’ın yazıcı meleklerinin her şeyi yazdığını ve filme aldığını unutmazsa, günah kirine bulaşmaz.

            Müslüman davranışlarında İslâm’a müslümana laf getirmeyecek şekilde hayatını yaşamalıdır. Her akşamda o günün hesabını gözden geçirmelidir. Hata varsa dönmelidir. Allah’a isyan ettiyse tevbe etmeli, kula karşı hatalı ise telafi etmeli ve helâlleşmelidir.

            Müslüman, nasıl ölmek istiyorsa, nasıl muamele görmek istiyorsa öyle yaşamalıdır.             Sözün özü; pişman olacağı, utanacağı ve “keşke” diyeceği şeyleri yapmamalıdır.

Kendine yakışan, “iyiki” diyeceği, insana, müslümana yakışan iş yapmalıdır.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir