HARAM – HELAL

            Haram ve helale karşı tavır ne olacak?

  • Müslüman, Cenab-ı Allah’ın yasakladığı haramı haram bilecek, helâli de helâl bilecektir. Sapla samanı birbirine karıştırmayacaktır. Faziletlerle rezaletleri ayrı tutacaktır.  

            Bir şey haram, helâl kılınırken fayda ve zarar ölçüsüne göre haram helâl kılınmıştır.  

            Kur’an-da: “Peygamber onlara iyilik eder, onları kötülükten men eder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar.” (A’raf: 157) buyrularak, ölçünün temizlik ve pislik olduğu belirtilmiştir. Bir ayette de:  

            * “Nelerin helâl olduğunu soruyorlar; deki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır.” (Maida: 4)

            Peygamberimizin bildirdiğine göre; “Helâli istemek, helâl kazanç peşinde koşmak farzdır.” (Ramuz el-Ehadis: 312/15)

            Bir hadislerinde de: “İnsanlar günahta kendilerini mazur görmedikçe asla cezalandırılmaz ve helâk olmazlar.” (Age: 354/2) buyrulmuştur. Müslüman temiz kalır, temiz yaşarsa, bir hadiste bildirildiği gibi melekleşir “Siz benim yanımdaki gibi kalsaydınız, melekler evinizde sizi ziyaret ederdi. Önüne geçip sizinle musafaha ederdi.” (Age: 495/8)             Müslüman, helâli haram kılmaya, haramı da helâl kılmaya kalkışamaz. Peygamberimiz şöyle der: “Allah kitabında helâli helâl, haramı da haram kıldı. Helâl kılınanlar, kıyamete kadar helâldir. Haram kılınanlar da kıyamete kadar haramdır.” (Age: 495/8)

            Haram, her yerde, her zaman, herkese haramdır. Çünkü Kur’an kıyamete kadar bâkidir. Aldatma ile, tevil yoluna gitmekle, çalma, bulma ile, rüşvetle, yalan dolanla ve mahkeme kararı ile bir şey haramsa helâl olmaz. Müslümanın görevi kendine bildirileni aynen yaşamaktır. Yiyeceklerde, içeceklerde, bedende, muamelede ve genel hayatta nelerin haram ve helâl kılındığı açıktır. Müslüman, Allah’ın ve peygamberin talimatını aynen kabullenmek zorundadır. Hem Allah’a isyan edecek, karşı gelecek, hem de müslüman kalacak, bu mantıklı da değildir, dine de uymaz. Hz. Peygambere uyulmayacak, sünneti yaşanmayacak hem de Muham-med’in  ümmetinden olunacak? Bu olmaz.

  • Müslüman bilecek ki, haram asla yaramaz. Haramdan gıda olmaz, haramdan şifa olmaz.  

            Peygamberimiz: “Haramla tedavi olmayınız”, “Allah haram da şifa yaratmamıştır. Kimse Allah’ın haram kıldığı şeylerde şifa aramasın. Haramda şifa arayana Allah şifa vermesin. Haram, ilâç değil derttir” buyurmuştur. (Tıbb-ı Nebevi Ansiklopedisi: 2/667)

  • Müslüman için temiz ve helâl olan şeyler esastır. Peygamberimizin müslümana sözü şu: “Ben size bir şey emrettiğim zaman, mümkün olduğu kadar onu yapmaya çalışınız. Bir şeyi de yasakladığım zaman onu da terk ediniz.” (Müslim Fazail: 130)  

            * “Allah size haram ettiği şeylerde şifa halk etmedi.” (Ramuz el-Ehadis: 89/6) uyarısında bulunmuştur.  

            Kur’an-da: “Yaptığınızı güzel yapın. Allah güzel yapanları sever.” buyruluyor. (Bakara: 195)

  • Müslüman şunu da iyi bilmelidir ki, haram telef olur. Haram faydasızdır, zararlıdır. Nefse tatlı gelir.

            Müslüman, harama yönelmemeli haram talep etmemelidir. Dua ederken “Ver” diyoruz, “Helâlinden ver” demiyoruz. Bize gelenin helâlden mi olduğuna, haramdan mı olduğuna bakmıyoruz. Bakın Allah Rasülü ne diyor: “Bir adam haram mal kazanıp da mübarek olmadı, sadakası da kabul olmadı ve o mal geriye kaldı ise ona ancak cehennem azığı oldu” (Ramuz el-Ehadis: 377/13)

            Atalarımız: “Haydan gelen huya gider” demiş, “Süte su katarsan, bir gün sel olur sürüyü götürür” demiş.

  • Müslüman, haram kılınmamış yeni ortaya çıkmış, şüpheli durumda olan ne varsa onlardan da kaçınacaktır. Peygamberimiz: “Şüpheli şeylerden kaçınan dinini ve ırzını kurtarır. Şüpheye düşen, harama düştü demektir” buyurur. (Age: 204/6)

            Müslüman, helâl ve temizi arayıp bulacak, haramdan ve şüpheli şeylerden kaçınacaktır. Çünkü “Bir lokma haram yiyenin kırk gün duası ve ibadeti kabul olmaz.” Haram yiyenin de harami evladı olur. Cenab-ı Allah:

            “Yeryüzünde helâl ve temiz olan şeylerden yiyin.” buyuruyor. (Bakara: 168)

  • Haramın etkisi, yansıması vardır. “Dedesi koruk yemiş, torununun dişi kamaşmış” derler.

            Peygamberimizin bildirdiğine göre:

            “Haramdan bir lokma yiyenin kırk gün namazı ve sabah duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et, cehenne-me layıktır.” (Age: 409/4)+(Tecrid-i sarih VI/357)+ (Riyaz’üs Salihin: 1883)

  • “Haram bir mal ile hac eden: “lebbeyk Allahümme lebbeyk” derse, Allah ona: “Sana lebbeyk yok, haccında geri çevrilmiştir.” der.” (Age: 418/6)

            Haram giren vücut, cennete giremez. Haramla beslenen vücudun duası, ibadeti kabul olmaz.

  • Allah: “İyi iş işleyene iyi hayat yaşatırız.” (Nahl: 97)
  • “İşlenen kötülükler kalbi kirletir.” (Mutaffifin: 14) buyurur.

            Bile bile müslüman haram yemez, harama el sürmez. Haramdan kazananın ikramı yenmez. Üzerinde hak olan, onu sahibine, o yoksa yakınlarına, onlar da yoksa, o hakkı ihtiyaç sahiplerine verir, tevbe istiğfar eder: “Rabbim beni affet” der, haramdan kurtulmaya çalışır.

            Müslüman, borçlu giden ana-babası için de ödeme yoluna giderse, onları borçtan ve azaptan kurtarmış olur.  

            Büyüklerimiz cenaze namazından sonra, “Hakkınızı helâl edin” deyip geçmez, borcu olup olmadığını araştırırlardı. Sevgili peygamberimiz ise, ölenin borcu varsa, ödeninceye kadar namazını kıldırmazdı. Çünkü kabirde sorgu var, azap var.

            Sözün özü müslüman, kabir gerçeğini düşünerek yaşamalıdır ki, doğru dürüst yaşasın. Pişman olmasın ve kurtulsun. 

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir