GÜZELLİK YARIŞMALARI

            Kadınların güzel görünme arzularından yararlanarak, zaman zaman bilinen güçler tarafından düzenlenen güzellik yarışmalarının, müstehcenliğin yayılmasında büyük bir rolü vardır.

            Aslında güzellik yarışması derken çirkinliğin teşhiri yapılmaktadır.

            Kadını ticari bir mal durumunda gören istismarcılar, kadının sesinden, cinsiyetinden ve fiziğinden para kazanmaktadır. Bu kadını alçaltan bir alçaklıktır. Çünkü kadın, en mahrem yerine kadar, zerre miktarı utanmadan teşhir edebilmektedir. Bu, bütün insanlığın ayıbıdır.

            Güzellik yarışması ne demek? Hangi kadın kendi isteği, kendi çabası ve kendi becerisi ile güzelleşiyor ki, yarıştıralım. Doğuştan olan sakatlık, eksiklik ve çirkinlik nasıl insan için ayıplama, suçlama ve cezalandırma sebebi olamazsa, güzellik de, yarışma konusu ve ödüllendirme nedeni olamaz. Bu bilgi ve beceri yarışmasına benzemez.

            Çağdaşlık adına sergilenen müstehcenlik, ilkelliktir.

            Milli mücadele yıllarında Yunan’ın, İngiliz’in, Fransız’ın kendilerini kirletmesine müsaade etmeyen Müslüman-Türk kadınları canlarına kıymış, namuslarının kirletilmesine müsaade etmemişlerdir. Yunan komutanının çağırdığı sokak kadını, üzerine dövdüğü sarımsağı sürmüş, kendisinin kovulmasını sağlamıştır.

            İlk güzellik yarışmasını 1930’da Cumhuriyet gazetesi düzenlemiştir. Naşide Saffet adında bir muallime hanım Türkiye güzeli seçilmiştir. Milli Eğitim Bakanı Esat Bey, Naşide hanımı öğretmenlik mesleğine yakıştıramamış ve görevinden almıştır.

            1932’de Kerime Halis dünya güzellik yarışmasına katıldı. Müslüman Türk kadınını soyduk, soyunmaya alıştırdık diye sevinç gösterilerinde bulundular.             1920’de Afife Jale dış güçler tarafından birinci seçildi. İngiliz misyoneri  Zavimer :

“Bir bardak içki bir çıplak dansözün, Muhammed’in dinine uyanlarda yapacağı tahribatı, bin top yapamaz.” demiştir. (07.05.1996 Yeni Şafak)

            Kerime Halis’i güzel seçen Belçika’lı jüri başkanı şunları söylemiştir:

Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren İslâmiyet artık bitmiştir. Bir zamanlar sokağı bile kafes arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi Türk Güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzeli varmış, yokmuş bu önemli değil. Bu sene İslâm’ı yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdahalede bulunan Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sütyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir.” (05.07.1996 Yeni Şafak)

            Esas güzellik, yüz güzelliği değil, ahlâk güzelliğidir. Ahlâkı güzel olmayan güzel yüz, beş para etmez.  

            Namuslu olan hiçbir kadın, soyunarak vücudunu sergileyemez.

            Kabak, hıyar, domat, patlıcan sergileyip yarıştırabilirsiniz, ama insanı yarıştıramazsınız, insanlık onuru ile bağdaşmaz.

            Atalarımız : “Kadın anadır, kadın namustur, kadın melektir, kadını şeytan yapan başındaki erkektir” demişlerdir.

            Küçük çocukları da yarıştırdığımız oluyor. Birine sen güzelsin, birine sen biraz güzelsin, diğerine birazda sen güzelsin, geri kalanına da “siz güzel değilsiniz” diyeceksiniz. Bu ne demek?… Üç kişinin dışında pisikolojik yıkım demek.

            Çirkin kadın yoktur. Hepsi anamız, bacımız ve kızımızdır. Herkeste ayrı ayrı güzellikler vardır. Bir insanda ahlâk güzelliği, ruh güzelliği yoksa, üç beş yıl sonra kırışacak yüz ne işe yarar.

            Herşeyin güzelini seçiyoruz. Bunun bedeli güzellere çok ağır oluyor. 1991 güzeli

Burcu AIDS olmuş. Funda’lar, Ebru’lar uyuşturucu ve fuhuş bataklığına saplanmışlardır.

            Her güzel yarışmanın ardından çirkinlikler gelir. Hiçbir yarışmacı mutlu olmamıştır. Tacın ardındaki gerçeklerden bazıları şunlardır :

            -Tehdit, şahtaj, çirkin teklifler, para karşılığı uygunsuz işler.

            -Tatminsizlik, mutsuzluk, bunalım ve intiharlar.

-İnsani, ahlâki duygularda körelme, mânevi kayıplar.

-Kısa süre sonra ilgisizlik, yalnızlık ve kötü ölümlerle ölmek.

Güzellik yarışmalarına katılanların bir çoğu kötü ölümlerle ölmüştür. Yanarak, akıl hastanesinde veya metruk yerlerde, yapayalnız evlerde kokarak ölmüştür. Bu hem bir ceza hem de ibret içindir.

M. Akif : “Haya sıyrılmış, inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde;

Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde” demiş, örtünün insanın çirkin ve ayıp yerlerini örttüğünü ifade etmiştir.

Kur’an: “Size ne oldu ey zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda niye çaba sarf etmiyorsunuz? Diye soruyor (Nisâ : 75)

Gerçekten mu millete ne oldu ki; kendi namusunu sergiler ve teşhir eder hale geldi… Evinde ailecek müstehcenliği seyreder ve ailecek müstehcen giyinir hale geldi…

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir