GÜNAH

  • Günah nedir?

            Günah, işlenmeden caziptir, çekicidir. İşlendikten sonra pişmanlık ve üzüntü verir.

            Günah, kötü ve zararlı olan şeydir.

            Müslüman, günahtan kaçınacaktır. Kur’an-da ve sünnette kötü olduğu bildirilen şeylerden uzak duracaktır.

            Peygamberimiz: “Yedi Büyük günahtan kaçının;

  • Allah’a şirk koşmaktan,
  • Adam öldürmekten,
  • Hizmetten görevden kaçmaktan,
  • Yetim malı yemekten,
  • Faiz yemekten,
  • Namuslu kadına iftiradan
  • Hicretten sonra bekâr kalmaktan” buyurmuştur. (Ramuz el-Ehadis: 16/1)
  • Müslüman günahtan nasıl kaçar?
  • Önce günahı günah bilecek, Allah’tan korkacak ve kuldan utanacak,
  • Günahın ahiretteki cezasını, cehennemi düşünecek,
  • Günahlarından dolayı helâk olanları göz önüne getirerek,  
  • Günah işlemeyenlere bakacak,
  • Allah’a isyan ettiğini düşünecek, günahtan uzak kalacak,
  • Pişman olarak, tevbe ederek ve ibadetlere sarılarak günahın cezasından kurtulmaya çalışacak.
  • Yazıcı melekleri düşünerek, Rabbim beni koru diye dua ederek, iyi ortamlarda iyi insanlarla beraber yaşayarak, günah işlemekten de uzak kalacak,
  • İnsan, çok iyilik yaparak, çok sevaplı işler yaparak kötülükleri yok edebilir. Kur’anda: * İyilikler günahı giderir” buyrularak günahlardan kurtulmak için iyilik ve sevaplı işler teşvik edilmiştir. (Hud: 114)
  • “Eğer yasaklanan büyük günahlardan sakınırsanız, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere koyarız.” (Nisa: 31)
  • “Büyük günahlardan, edepsizliklerden kaçınanlara Rabbin affı boldur.” (Necm: 32)

            “Cennettekiler, günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye sorarlar: Onlar şöyle cevap verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik, yoksulu doyurmuyorduk, günaha dalanlarla birlikte günaha dalıyorduk. Ahireti yalan sayıyorduk. Bize ölüm geldi çattı” derler. (Müessir: 40-47) buyrularak her günahın cezasının olduğu haber verilmiştir.  

            Müslüman, günahtan hicret edecek, inancını muhafaza edecek, daha güzel yaşamaya çalışacak, günah ortamından kaçacak, göçecek, inancını en güzel yaşayabileceği ortam arayacaktır. Günahı, günah adamını terk edecek, günahı kendine yakıştırmayacaktır.

            Zikir, ibadet, Kur’an, sağlam iman ve amel, günaha perdedir. Bir kutsi hadiste Cenab-ı Allah şöyle buyurur: “Kulum bir kötülük yapmak, günah işlemek isterse ona günah yazmayın. Günahı işlerse ona bir günah yazın. Eğer günahı benim için terk ederse, ona sevap yazın. Kulum iyi bir iş yapmak isterse, yapmasa bile ona sevap yazın. Eğer onu yaparsa ona bire ondan bire yediyüz misline kadar sevap yazın.” (Buhari Tevhid: 35)

            İbret alınacak bir olay da şöyle:

            Büyük mutasavvıf İbrahim EDHEM Hazretleri’nin bir hatırası vardır. Kendisi bir ara Bağdat’tan sonra Basra’ya uğrar. Etrafını saran halk sorar:

  • Ey İbrahim, musibetlerden bir türlü kurtulamıyoruz. Bu konuda dua ediyoruz ama kabul olmuyor. Acaba neden duamız kabul olmuyor?

            Büyük veli bunlara hemen cevap vermez:

  • İzin verirseniz bir müddet içinizde kalayım, durumunuzu tetkik edeyim sonra cevabını veririm, der.

            Gereken araştırmadan sonra onları topladığı mescitte şöyle hitap eder:

  • Ey Basra halkı, halinizi inceledim. Kalbinizin günahlarla ölmüş olduğunu anladım. Ölmüş kalplerin duası ise kabul olmaz, der.  

            Halk sorar:       

  • Ne türlü günahlarla kalbimiz ölmüş?

            Büyük veli on tane günah sayar. Bunları da şöyle sıralar;  

  1. Allah’ı tanıdığınızı söylüyorsunuz ama muhtevasıyla amel etmiyorsunuz.
  2. Kur’an-ı Kerim’i okuyorsunuz ama muhtevasıyla amel etmiyorsunuz.
  3. Resulullah’ı sevdiğinizi söylüyorsunuz ama sünnetini sevdiğinizi göstermiyorsunuz.
  • Şeytanın düşman olduğunu söylüyorsunuz ama onunla dostluktan asla geri kalmıyorsunuz.
  • Cenneti sevdiğinizi söylüyorsunuz ama ona layık bir amel işlemiyorsunuz.
  • Cehennemden korktuğunuzu iddia ediyorsunuz ama ona götürecek fiillerden geri kalmıyorsunuz.
  • Ölüm haktır diyorsunuz, lâkin hak olan ölüme hiç hazırlık yapmıyorsunuz.
  • Din kardeşinizin ayıbıyla uğraşıyor, kendi ayıbınızı hiç görmüyorsunuz.
  • Allah’ın lütfettiği nimetleri bolca tüketiyor ama hiç şükretmiyorsunuz.  
  • Ölülerinizi gömüyorsunuz, bir gün sizin de gömüleceğinizi düşünmüyorsunuz.  

            İbrahim EDHEM Hazretleri bunları saydıktan sonra sözünü şöyle bağlıyor;

  • Ey Basra Halkı! Kalbinizi öldüren bu on tane günahı terketmedikten sonra dualarınızın kabul olacağını sanmayasınız. Kalbinizin dirilmesini istiyorsanız bu günahlardan kaçınmaya gayret edin. Gidişatınızı düzeltin. Göreceksiniz ki dualarınız kabul olacak, başınızdan da belâ ve musibetler uzaklaşıp gidecektir.  
  • Müslüman günahı terk etmezse, günah onu rahatsız edecektir. Yansıması da büyük olacaktır.  

            Çöplük eşeleyen kimsenin burnuna gelen kötü kokudan şikâyet etmeye asla hakkı yoktur.

            Günah, helâk sebebi, ceza sebebidir. İnsanın evine, eşine, çocuklarına hatta ibadetine bile yansır. Günah işleyen mânen de zarar görür.  

            Peygamberimiz: “Hacer’ul-Esved taşı bembe-yazdı, onu insanların günahı kararttı.” der. (Hadis Ans: 12/4577)

            Günah, insanın kalbini karartır. Yüzünün nurunu alır, rızkını daraltır. Ahiret endişesini yok eder. Günahkârın evlatları da, organları da isyan eder. Günah kârın ölümü de iyi bir ölüm olmaz.

            Kur’an-da:

            * “Günahkârları günahlarından dolayı cezalandır-dık. Kendilerine yasaklanan şeylerden vazgeçmeyince onlara: Aşağılık maymunlar olun! dedik.” (A’raf: 165-166)             * “İnsanların işledikleri günahlar yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.” (Rum: 41) buyrulmuş, günahların yansıması olduğu bildirilmiştir.  

            Aslında bu dünya ceza yeri değil ama, bazı cezalar ibret olsun diye dünyada da ceza gelebilir.

  • Müslüman, maddî hayatta alttakilere bakmalı, manevî hayatta da yukarıdakilere bakmalıdır. Herkesin günahı vardır. Günahların rengi ve kokusu olsaydı insanın yanına varılmaz, yüzüne bakılmazdı.  

            Biri Hz. Ebu Bekir’e:

  • Çok günahkârım, benim için dua et, der. O da:
  • Bir günahkâr, bir günahkârdan dua istiyor. Allah’ım ikisini de affet, der.

            Günah, küçük görülmemelidir. Küçük görülürse, çabuk büyür. Kul küçük günahlardan kaçarsa, Allah onu büyük günahlardan korur. Onun küçük günahlarını da affeder.  

            Küçük günahtan kaçınılmazsa, günahın büyüğüne çabuk düşülür ve günahtan günaha sürüklenilir.  

            Müslüman, nefsine hakim olmalıdır. Çünkü nefis hep insanın kötülüğünü ister, aleyhine iş yapar ve insanın helâkını hazırlar.

            Kulun Allah’a güveni tam olmalıdır. Allah hakkında şüphesi olanın imanı ve ameli kabul olmaz.  

            Kul, her günah işleyişinde Allah’ın cezalandıra-cağını düşünmelidir. Allah’ın vereceği cezaya dayanabile-ceği kadar günah işlemelidir.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir