EVLİLİĞİ GEÇİKTİRMEMEK

            Evlilik için bir yandan hazırlık yapılmalı bir yandanda dua edilmelidir. “Rabbım, bize gözümüzün nuru eş ve zürriyetler ver” (Furkan : 74) demelidir. Hayırlı nasip, iffetli ve ahlâkı güzel eş istenmelidir.

            Büyüklerde duacı olmalı ve “içinizdeki bekârları evlendiriniz” (Nur : 32) emrini yerine getirmelidir.

            Dinimiz, bekâr yaşamayı uygun görmez. Bugün bazı nedenlerle evlenmekten kaçanlar olmaktadır. Bunlar :

            -Zinayı flörtü meşru sayan kimseler, evliliği fuzuli görmektedir. Bunlar, evlenerek sorumluluk altına girmek istemezler.             -Toplumda evlenecek, güvenilecek doğru dürüst insan mı var? Diye düşünenler. Bunları kaldırımların ve sokakların manzarası korkutmaktadır. Yaygın ahlâksızlık onları ürkütmektedir.

            -Evlenirsem ailemi geçindiremem endişesi taşıyanlar. Rızık endişesi, bunları evlenmekten alıkoymaktadır.

-Çocuklarımı yetiştiremem, terbiye edemem, mânen mesul olurum diye düşünenler, evlenmekten kaçmaktadır.

            Bugün hiçbir şey evliliği geciktirmemeli ve engellememelidir. İnsan isterse tertemiz bir hayat yaşama, tertemiz eş bulma şansını elde edebilir. Bugün günaha girerim diye titreyen insanlar da vardır. Sonra herkesin bir rızkı vardır. Gelen, rızkı ile gelir, bereket getirir, rızkı veren Allah’tır. Bir de her ana baba isterse sadaka-i cariye olacak evlât yetiştirebilir.

            Evlilikte acele edilmesi demek, apartopar gözü kapalı evlilik yapmak değildir. Sağlıklı karar vermek sağlam aile yuvaları kurmak gerekir.             Evlilikten kaçmak insanı günaha sokar. Günaha girmek için evlilik emredilmiştir. Henüz evliliğe gücü yetmeyen kendini kötülüklerden alıkoymak için namaz kılacaktır, oruç tutacaktır. Kendini müstehcenliklerden alıkoyacaktır. Elle tatmin yoluna gitmeyecektir. Fıkıhcılar zevk için istimnayı haramdır demiştir. Hz. Peygamber : “Elini nikah eden ve sapık ilişkilerde bulunanların kıyamet gününde Allah yüzlerine bakmaz” demiştir. (Ramuz elEhadis : 296/2)

            Başka bir hadislerinde de : “Elle boşalan lânetlidir” buyurmuştur. (Prof. Dr. H. Döndüren, Aile ilmihali : 121)

            Demek ki bir müslüman, günaha düşmemek için evlenecektir. Geçim, terbiye gibi yersiz endişeler evliliği geciktirmek veya terk için sebep olamaz. Hz. Ömer (ra) : “Nikahsız rızık arayana şaşarım” demiştir. Atalarımız da : “Nikâhta keramet vardır” demişlerdir.

            Evet evlilik geciktirilmemelidir. Hz. Peygamber (SAV) : “Üç şey geciktirilmez; vakti gelince namaz, hazır olunca cenaze, dengini bulunca kız” buyurmuştur. (Tirmizi Salat : 1/171)             Bir başka hadislerin de de şöyle buyurmuştur :

            “Bir kimsenin çocuğu evlendirilecek çağa gelince, gücü yetişiyorsa evlendirsin. Evlendirmez ve çocuk da kötü bir şey yaparsa mes’uliyet babaya aittir.” (Râmuz el-Ehadis :411/7)

            Buna göre çocuğun evliliği geciktirilerek günaha girmesine müsaade edilmeyecektir. Evlilik yaşı gecikince :

            -Gayri meşru çoçuk dünyaya getirenlerin sayısı artıyor.

            -Gençler ahlâksızlığa, sapıklığa yönelerek günaha giriyor ve ahlâksızlık, meşru olmayan ilişkiler artıyor. Bu durumda genç yaşta anne olanların sayısı da artıyor.

            Evlenmeyyaşı geçince, evlenme şansını kaçıranların sayısı artıyor. Aile yuvası önemini yitiriyor.

-Evlenemeyenler, hayatın acı ve tatlı yönlerini birbirleri ile paylaşamadıkları için ruhî rahatsızlıklar ortaya çıkıyor, davranış bozuklukları görülüyor, öldürme, intihar gibi olaylar böyle kimselerde daha çok görülüyor.

            Evliliği geciktiren sebeplerin başında ekonomik sıkıntı başta geliyor. Boşanma oranlarının yüksek olması, bazılarını korkutuyor. Düğün masraflarının fazla oluşu ve müstehcenlik, ahlâksızlık evlenmeyi geciktiriyor.

            Evlenecekler için;

            -Kengi güçleri ile ayakta durubilecekleri yaş önemlidir.

            -Erkek askerliğini yapmış olmalıdır. Meslek sahibi olmalıdır.

            -Kız evin yükünü taşıyacak, çocuğu eğitecek güçte olmalıdır.

            -Yaş farkları çok olmamalıdır.

            -Öğrenci için nişan bile yapılmamalıdır. Askere gitmeden nişan da, düğün de yapılmamalıdır.

            -Evliliği zorlaştıran engeller ortadan kaldırılmalıdır. Seve seve, güle oynaya çıkılan yoldan çabuk dönülüyor. Nişandan dönülüyor, nikâhtan dönülüyor veya kurulmuş yuva yıkılıyor.

            Gençler hakime:”Boşanmak istiyorum” diyor. Hakim soruyor :

            -Sebep? Cevap : -“Şiddetli geçimsizlik!” daha birkaç ay, birkaç yılda ne oldu bu gençlere? Ömür boyu diye çıkılmamışmıydı bu yola. Törenler, bazı evliliklerden daha uzun sürüyor.

            -Evliliğe gençler kendi kendilerine karar vermemelidir.

            -Fedakârlıklar, anlayışlar iki taraflı gösterilmelidir. Bazı aileler fırsat bu fırsat diyerek ne koparırsa kâr biliyor. İlk soğuk esintiler böyle başlıyor.             Yapılan nişan, düğün israfları yuva yıkıyor. Bunun için Cenab-ı Allah : “İsraf etmeyin.

İsraf edenler şeytanın kardeşleridir” buyurarak israf edenleri kınamıştır. Allah Rasûlü de : “Nişan ve düğünün hayırlısı külfetsiz olanıdır” buyurmuştur.

            İsraf içinde düğün yapanlar örnek alınmamalıdır. Düğün yapanlarda kötü çığır açmak, kötü örnek olmaktan kaçınılmalıdır.

            Bazen üç-beş parça eşya yüzünden işin başında aileler birbirine düşüyor. Evlenmek için ağır borç altına giriliyor. Banka kredisi kullanılıyor; günaha ve harama bulaşılıyor.

Her şeyin en iyisi değil, biraz ölçülü gidilse, aileler için düğünler yıkım olmayacak, yıllarca sürecek sıkıntı içine girmeyecek, daha huzurlu bir hayat yaşanacaktır.

            Bir de evliliği güçleştiren ve ömrünü kısaltan âdetler var ki, bunlardan vazgeçilmedikçe mutlu aile yuvaları kurulamaz.

            Evlilik için, erkekteki ayrıcalığı kaldırmak gerekir. Yanlış olan anlayış: fedakârlığı hep kadın yapacak, erkek kazaklık yapacak. Namus, iffet, ahlâk hep kadında aranacak, erkeğe gelince “o erkek” denilecek. Hayır. İki tarafta ahlâklı, namuslu olacak. Evlilik tek taraflı yürümez.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir