ESMÂ ÜL HÜSNÂ İLE ZİKRETMEK

Esmâ’ül-Hüsna Cenab-ı Allah’ın isimleridir. Allah’ı bütün isimleriyle zikretmek isteyen Ecmaü7l Hüsnayı okumalıdır. Her bir ismi söylendiğinde Cenab-ı Allah “buyur kulum” der.

Esmaü’l Hüsna sırlarla doludur. Allah’ın 99 ismini okuyan dua etmiş olur, Rabbine sığınmış olur. Ayrıca Allah’ı zikretmiş olur.

Esmâü’l-Hüsnayı okuyanın kalbi nurlanır, yüzü güzelleşir, ölümü de güzel olur.

Kur’an-ı Kerim’de:

“En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimlerle dua edin.” (A’raf:180)

“En güzel isimler O’na nahsustur” (Ta-ha:8) buyrulur.

Peygamber (as)da şöyle buyurmuştur:

“Allah’ü Teala’nın 99 ismi vardır. Bu isimleri ezberleyen cennete girer.” (Müslim, 8/164) peygamber (as) Esmâü’l Hüsnayı ezberleyene cennete girme müjdesi vermiştir. Okuyan için de büyük sevap vardır.

99 ismi zikredenin ve cennete gireceği müjdesi vardır. (Müslim, zikir:6)

Kur’an ve hadislerde geçen Allah’ın isimleri şunlardır:

Şeytanın, insan şeytanlarının şerrinden, bütün şerlilerin şerrinden, görünür görünmez kazalardan belalardan korunmak için Cenab-ı Allah’a sığınmak isteyen şöyle demelidir:

İstiaze (Cenab-ı Allah’a sığınma) duası

“Euzübillahimineşşeytanirracim, Lâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyil-azim” Böyle diyen Cenab-ı Allah’a sığınmış, O’nun himayesine girmiş olur. Allah koruyucudur. O’nun koruduğuna kimse zarar veremez.

Peygamber (as) yaptığı dualarda cenab-ı Allah’a şöyle sığınmıştır:

“Allah’ın, cehennem ateşinin fitnesinden ve azabından zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım” (Ebu Davut: Vitir:32)

**

Cennetin anahtarı Kelime-i Tevhid. Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur) diyen cennete girmeyi hak eder.

“La ilâhe illallah, zikrin en üstünüdür. Kutsi, Hadiste Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:

“Lâ ilâhe illallah” benim kal’emdir. Kaleme giren azabımdan emin olur. İzzetime celal ve rahmetime yemin ederim ki, Lâ ilâhe illallah diyen hiçbir kimseyi cehennem de bırakmayacağım” (H.H. Erdem İlahi Hadisler.1-2)

Peygamberimiz (sav) de:

“Zikrin en üstünü Lâ ilahe illallah, duanın en makbulü “El Handüllillah” demektir.” (Tirmizi, Da avat:9)

“En faziletli söz dört tanedir:

-Lâ ilâhe illallah, sübhanellah, El Hamdülillah ve Allah’ü ekberdir.” (Buhari Eyman.19)

“Son sözü Lâ ilâhe illallah” olan kimse cennete girer” 8Buhari, cenaiz:1) buyurmuştur.

Hayatta iken çokca “Lâ ilâhe illallah” diyene son anda “Lâ ilâhe illallah” demek nasip olur.

En faziletli dört söz:

1-Allah’ü Ekber (Allah en büyüktür. O’ndan başka büyük yoktur)

2-Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka Tanrı yoktur)

3-Elhamdülillah (Hamd alemlerin Rabbı Cenab-ı Allah’a mahsustur)

Elhamdülillah demek zikirlerin ve şükürlerin başıdır.

“Allah’ı övmek için “Elhamdüilllah” demek Allah’a hamd etmek zikirlerin efdalıdır.” (ibn-i Mace, eder:55) buyurmuştur.

Hamd Kur’an’da 23 ayette geçer Fatiha Suresi hamd ile başlar.

Büyüklerimiz hep söze Allah’a hamd, Rasulüne salat olsun” dedikten sonra başlamışlardır.

**

“Elhamdülillah” diyen Allah’tan razı olmuş, Allah’ı zikretmiş ve şükretmiş olur.

Bir hadiste: “allah’ı hamdü sena ile başlamayan, her mühim için feyzi, bereketi olmaz.” (R. Salihın:423) buyrulmuştur.

**

Kur’an-ı Kerim’de:

“Hamd gökleri ve yeri yaratan karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.” (En’am:1)

Bir ayette de:

“Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten dolayı bir dosta ihtiyacı bulunmayan Allah’a hamd olsun” de ve tekbir getirerek O’nun şanını yücelt” buyrulmuştur. (isra:111)

4-Sübhanellah (Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederim)

Peygamberimiz (sav): “Allah’ın en çok sevdiği şu dört kelimedir:

1-Sübhanellah,

2-Velhamdülillah

3-Velâ ilâhe ilallah4-Vallahü ekber” (Müslim Adap:2137)

Peygamber (as) Ebû Hureyra (ra)a:

-Bunları demen benim için üzerine güneşin doğduğu şeylerden daha sevimlidir” demiştir.

“İki kelime vardır ki, dilde hafif, mizanda ağır ve Allah nazarında sevimlidir:

“Sübhanellahi vebihamdihi”

“Sübhanallahi azim” (Müslim Daavat.2694)

**

“Kim sabah akşam günde yüz defa Sübhanallahi velhamdü lillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l azim” derse günahları deniz köpüğü kadar da olsa af olunur. Bu Allah’ın sevdiği bir zikirdir.” 8R. Salihın:1480)

-Sübhanellahi ve bihamdihi Sübhanallahi estağrifulallah el-azım” sevimli zikirlerdendir.” (R. Salihın.1412)

**

“Kim günde 100 defa “Sübhanallah” derse ona 1000 sevap yazılır ve bir günahda silinir.” (Müslim, zikir:37)

**

Yaşlı bir kadın peygamber (as)a:

-Ya Rasülellah, ben yaşlı bir kadınım, fazla bir şey söyleyemiyorum. Bana yapabileceğim bir şey söyle” deyince peygamber (as):

-100 defa Sübhanallah

100 defa Elhamdülillah

100 defa Lâilahe illallah “de” buyurmuş.

**

Bir de namazdan sonra tesbih duası ihmal edilmemelidir.

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Namazdan sonra 33er defa Sübhanallah, Elhamdülillah, Allah’ü Ekber” deyiniz. (R. Salihin:3/1447) devamındaki hadiste de kim nmazdan sonra 33 defa Sübhanellah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allah’ü Ekber ve Lâilahe illallahü vahdehüla serikeleh. Lehülmülkü velehül hamdü vehü ve ale külli şeyin kadir” derse günahlarının bağışlanacağına müjdelemiştir.

Ne zaman olursa olsun sübhanellah demek, Elhamdülillah demek, Allah’ü Ekber demek Cenab-ı Allah’ın sevdiği zikirlerdir.

Günlük hayatta yolda, iş yaparken otururken dilimizi bu zikirlerle meşgul edersek ruhumuz daralmaz, canımız sıkılmaz. Vakit değerlendirilmiş olur. Günah işlemekten de kurtulmuş oluruz.

Kur’an okumak, Cenab-ı Allah’la konuşmaktır. Kur’an okumak, dinlemek Cenab-ı Allah’ı zikirdir.

Kur’an-ı Kerimin her harfi her ayeti Cenab-ı Allah’ın sözüdür. O, Kelamu’llahtır. Kı’tabullahtır. “O sözlerin en güzelidir.” 8zümer:23) O, sımsıkı sarılmamız emredilen Cenab-ı Allah’ın ipidir. (Al-i İmran:103)

Kur’an-ı Kerim, okuyana, dinleyene, emir ve yasaklarına uyana kıyamet gününde şefaatçi olacaktır. Dünyada huzur verecek, ahirette kurtuluşuna vesile olacaktır.

**

Peygamberimiz (sav9 şöyle buyurmuştur:

“Sizin en hayırlınızı Kur’an’ı öğrenen ve Onu başkalarına öğretendir.” (R. Salihın:997)

**

“Kur’an okuyunuz. Çünkü okuduğunuz her harf için 10 sevap yazılır.” (R. Salihın:1003)

**

“Ümmetimin ibadetlerinin en faziletlisi, Kur’an okumaktır.” (Ebu Davut, Sünen:1/336)

**

“Kur’an okunmayan evde hayır az, şer çok olur.” (Ramuz:80/10)

**

“Kur’an okunmayan yerde şeytanlar hazır olur. Oradan melekler uzaklaşır.” (Râmuz:196/2)

Kur’an’daki şu sureleri okumak daha sevaptır.

Kur’an’ın her suresi üstün ve faziletlidir. Ama peygamber (as)ın devamlı okuduğu ve bize okumamızı tavsiye ettiği sureler şunlardır.

1-Peygamber (as): “Kur’an’da en üstün sure Fatiha Suresidir” buyurmuştur. (R. Salihın: 2/349)

Bir kudsî hadiste Allah Teala’nın, “Namazı (Fatiha’yı) kulumla kendi aramda yarı yarıya paylaştım ve kulum dilediğini alacaktır” buyurduğu ifade edildikten sonra şöyle devam edilmiştir: Kul (namazda Fatiha’yı okurken) “Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” deyince Allah, “Kulum bana hamdetti” buyurur. Kul, “O, rahmandır ve rahimdir” deyince Allah, “Kulum beni övdü” der. “Ceza gününün tek sahibi” deyince “kulum benim yüceliğimi dile getirdi” der. “Ancak sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz” deyince “Bu kulumla benim aramda ortak olan kısımdır ve istediği kulumun olacaktır” buyurur. Kul “Bizi dosdoğru yola ilet; nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların ve doğrudan sapmışların yoluna değil!” deyince Allah, “İşte bu, yalnızca kuluma aittir ve kuluma istediği verilecektir” buyurur. Sonunda amin diyerek “Duamızı kabul buyur, elimizi boşa çevirme” deriz. Peygamberimiz de (sas) Fatiha’dan sonra “amin” demiştir.

2-Peygamber (as): “İhlas Suresi Kur’an’ın üçte biridir” buyurmuştur.” (R. Salihın:2/350)

3- Peygamber (as): “Felak ve Nas Surelerinin benzeri görülmemiştir” buyurmuştur. (R. Salihın:2/352)

Peygamberimiz (sav) bu iki sureyi korunmak ve sığınmak maksadıyla çok okumuştur.

**

4-Peygamber (as) “Mülk Suresi mağfiret oluncaya kadar okuyanı şefaat eder”buyurmuştur. (R. Salihın:2/353)

Mülk Suresi kabir azabına engel olduğu nakledilir.

**

5-Peygamber (as): “Geceleyin Bakara Suresinin son iki ayeti, onu okuyan için kafidir” buyurmuştur. (R. Salihin:2/353)

Bir hadiste bu iki ayeti okuyandan şeytanın uzak duracağı müjdelenmiştir. (Müslim, misafirin:212)

**

6-Peygamber (as): “Kur’an da ki ayetlerin en büyüğü Ayete’l Kürsüdür. Kim onu okursa, Allah hasenatını yazmak ve günahını silmek için bir melek gönderir buyurmuştur.

Hz. Ali (ra)a da: “Bu ayeti okuyandan şeytan uzaklaşın, ona zarar vermek isteyen zarar veremez Ya Ali!” demiştir.

Nas-Felak sureleri ile Ayete’l Kürsi şerlerin defi için okunur.

**

7-Peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi de Yasin Suresidir. Kim Yasin’i okursa, Allah Onun okumasına, Kur’an’ı on kere okumuş gibi sevap yazar” (Tirmizi, Fezailü’l-Kur’an:7)

Yasin ve maksatla okunursa, onun içindir. Ölüye de diriye de şifadır.

Bir hadiste:

“Ölülerinize Yasin okuyunuz” (Ebu Davut-Cenaiz:20)

Bir hadiste de:

“Ölüler için Yasin okunursa, azabı hafifler (Râmuz:79/4)

Faziletlidir diye sadece bu sureler okunup diğerleri ihmal edilemez. Hepsi Allah’ın kelamı dır. Hepsi bize mesajdır. Hatim yapılınca zaten hepsi okunmuş olur.

Günahlarının af edilip bağışlanmasını isteyen kimse, pişmanlık duygusu içinde çokca “Estağfirullah” demelidir.

Peygamber (as) günahlarının bağışlandığı bildirildiği halde günde 100 defa tövbe istiğfar ettiğini ifade etmiştir.

Kur’an-ı Kerim de şöyle dememiz tavsiye ediliyor: “Onların sözleri sadece şöyle demekten ibarettir. Ey Rabbimiz” günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla. Ayaklarımızı yolunda sabit kıl. Kafirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!” (Al-i İmran:147)

**

Peygamber (as) da kurtuluşumuz için “Estağfirullah” deyin” buyurmuştur. (Buhari, Daavat:3)

Bir hadislerinde de:

“Amel defterinin sağından verilmesini isteyen “Estağfirullah”desin” tavisye etmiştir. (Râmuz:396/14)

Mevlana Hazretleri de şöyle demiştir:

“Şu konularda şu zikirleri yapın:

-Her korku için Lâilahe illallah

-Elem için maaşallah

-Hamd için Elhamdülillah

-Nimet için Eş-şükrü lillah

-Hayret için Sübhanellah,

-Her günah için estağfirullah,

-Darlık için Hasbiyallah,

-Kaza kader için tevekkültü alellah,

-Musibet için İnnâllillahi ve innâileyhirâciûn.

-Günahlar için Lâ havle vela kuvvete illa billahilaleyyil azim.”

**

Belâve sıkıntıya uğrayıp da maddi ve manevi sıkıntılardan kurtulmak isteyen şöyle demelidir:

“Hasbünellahü  ve nığmel vekil nığmel Mevla ve nığme’n naşır”

Bu dua ile Cenab-ı Allah’a sığınmış ve ondan yardım istemiş olur.

**

Kendisi ve sevdikleri için hayır kapıların açılması, işlerinin hayırla neticelenmesini isteyen:

“Ya müfettüh’ul-ebvab iftah lena hayrai bab” duası ile Cenab-ı Allah’a yalvarıp, O’nu zikretmelidir. Allah ona hayır kapılarını açacaktır inşallah.

İşlerinin kolay olmasını ve hayırla neticelenmesini isteyen kimse:

“Rabbi yassir velâ tü assir Rabbi temmim bil-hayr” demelidir.

**

Anlayışının, kavrayışının ve ilminin artmasını isteyen.

“Rabbi zilni ilmen ve fehmen” demelidir.

**

Cenab*ı Allah’a karşı zikir, şükür ve kulluk üzere devam etmek isteyen:

“Allahümmi ağni ale zikrike, şükrüke ve ibadetike” diye niyazda bulunmalıdır.

**

Bilhassa mübarek zamanlarda ve kandillerde günahlarının af edilip bağışlanmasını isteyenler için peygamber (as) şöyle dememizi tavsiye etmiştir:

“Allahümme inneke afüvvün kerimün tuhibbü’l-affe fağfü anni”

(Allah’ım, sen affı seversin, kerimsin beni affet) diye dua edip yalvarmalıdır.

**

Kendisinin, anasının, babasının ve Müslümanların günahlarının bağışlanmasını isteyen, kıyamet günaünün azabından kurtuluş isteyen şöyle niyazda bulunmalıdır:

“Allahümmağfirli velivalideyye velil mü’minine yevme yegumü’l-hısab”

(Allah’ım, kıyamet günün de beni, anamı babamı ve mü’min kullarını affet)

Duanın umumi olanı makbül dür. Başkası için yapılan duanın daha muteber olduğu bildirilmiştir. Onuni çin dua almak çok önemlidir.

**

“Lâ ilâhe illellahü vallahü ekber” (Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür) demek Cenab-ı Allah’ın hoşuna gider.

Cenab-ı Allah övülmeye layık olan tek varlıktır.

Üzüntüsü, sıkıntısı bol olan sıkıntılardan üzüntülerden kurtulmak için

“Lahavle vela kuvvete illabillahi’l azim” demelidir. (Güç ve kuvvet ancak yüce Allah’a mahsustur( diyen, Cenab-ı Allah’tan yardım ve destek istemiş olur.

Peygamber (as) şöyle buyurmuştur.

“Üzüntüsü olan bol bol “La havle vela kuvvete illabillahil-azim” desin” (Müslim zikir:13)

Hz. Ali’ye de şöyle demiştir:

“Bir sıkıntıya düştüğün zaman” Bismillahirrahmanirrahim. Lâ havle vela kuvvete illâ billahi’l-azm” de. Allah’ü Teala senden belanın dilediği kadarını uzaklaştırır”

Peygamber (sav) miraca çıktığı zaman İbrahim (as) ile karşılaşmış, İbrahim Peygamber ona:

-Ümmetine şöyle cennette çok fidan diksinler” demiştir.

Peygamberimiz (sav):

-Cennette fidan dikmek nedir? demiş İbrahim (as) O’na:

-Lâ havle velâ kuvvete illa billahil aleyyil azim” desinler” demiştir.

Tesbih namazında 300 defa söylenen zikir budur.

**

Zalimden zalimin zülmünden kurtulmak, zarar vermesinden emin olmak isteyen bolca şu zikri söylemeli ve dua etmelidir:

“La ilahe illa ente sübhane einni küntü minezzalimin”

Cenab-ı Allah zalimin düşmanıdır. 99 sıfatından biri de “Züntikam”dır. Allah mazlumun intikamını alır.

Zalime ve zulmüne karşı Cenab-ı Allah’a sığınma ve O’ndan yardım isteme bu dua ile olur.

Bol sevap kazanmak isteyen, o gün şeytanın şerrinden korunmak ve günahlarının bağışlanmasını isteyen 100 defa şu zikri söylemelidir:

Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

“Kim günde 100 defa Lâ ilâhe illallahü vahdehüla şerikeleh lehü’l-mülkü vela hü’l-hamdü ve hüve ala külli şeyn kadir” derse on köle azal etmiş sevabı kazanır. Ayrıca on iyilik yazılır. Ondan 100 kötülükte silinir. O gün akşama kadar şeytanın şerrinden korunur.” (R. Salihın:1439)

**

Cenab-ı Allah’ın ihsan ve ikram ettiği nimetlere şükretmek Allah’ın kulları üzerinde hakkıdır.

Şükür, yapılan iyilik karşısında memnuniyetini bildirmek için Cenab-ı Allah’a şükür, kula teşekkür edilir.

Cenab-ı Allah’ın bunca nimetine karşı şükür gerekir. Şükredilmezse nankörlük olur.

Şükür, Allah’tan razı olduğumuzun ifadesidir. Şükredince Allah da bizden razı olur ve nimetini arttırır.

Sıkıntılardan ve belalardan, musibetlerden kurtulmak halince Cenab-ı Allah’a şükür secdesi yapılır.

Kur’an’ı Kerim’de bu konuda şöyle buyrulmuştur.

“Eğer şükrederseniz nimetimi arttırırım. Eğer nankörlük ederseniz şüphesiz azabım şiddetlidir.” (İbrahim:7)

**

“Siz hiçbir şey bilmezken, Allah sizi analarınızın karnından çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl:78)

**

“Yalnız Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol!” (Zümer:66)

**

“Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince bilsin ki Rabbinin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.” (Neml:40)

**

Bir Kutsi Hadiste de: “Ey Ademoğlu! Beni zikrettikçe şükür desin. Unuttukça küfürdesin” buyurmuştur. (Râmuz:322/4)

Peygamberimiz (sav) şöyle dua etmiştir: “Allah’ım, seni anmak sana şükretmek ve sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et.” (Ebu Davut, salat.361)

Şükretmek kulluk görevimizdir zıddı da nankörlüktür.

Allah’ın her nimetine, her ihsanına şükür gerekir.

Sahibi olduğunuz bir şeyin eksikliğini, bir organınızın vazifesini yapmadığını düşünün.”

Ne kadar şükretsek azdır. Şükrümüzü eda etmiş olamayız.

**

İsteklerimiz, yapacağımız ve olmasını istediğimiz şeyler için “İnşaallah” demeliyiz.

İnşaallah, demek Allah isterse, dilerse, izin verirse anlamına gelir.

Her şey Cenab-ı Allah’ın istemesi, dilemesi ve izin vermesi ile olur.

Ayrıca inşallah demek izin istemek, yardım istemek anlamına da gelir.

Peygamber (as)a Kehf ve zülkarneyn hakkında soru soruldu da peygamber (as) yarın cevap vereyim” dedi. Vahiy bekliyordu.

Cenab-ı Allah onu şu ayetlerle uyardı:

“Allah’ın dilemesine abğlamadıkça (İnşâallah” demedikçe hiçbir şey için “Bunu yarın yapacağım” deme. Bunu unuttuğun takdirde Allah’ı an ve “umarım Rabbim beni doğruya, bundan daha yakın bir yola iletir “de” (Kehf:23-24)

**

Bir zamanlar bahçe sahipleri inşâllah demeden gizlice sabah bahçenin mahsulünü toplarız diye yemin ettikleri için bahçelerinin yanıp kül olduğunu Ka’lem Suresinin 17-20. Ayetlerin de bildirilmektedir.

Bir söz için inşâallah” denirse söz yerine gelmezse bile insan yalan söylemiş olmaz. Demek ki, “İnşâallah” demenin önemi büyük.

Bir de maaşallah denir ki, güzel, hoşa giden bir şey için söylenir. (Allah nazardan saklasın) manasında göz değememesi dileğiyle söylenir. O zaman nazar değmesi önlenmiş olur.

İnsanın başkalarına zarar vermemesi vaciptir. Nazarı değen kimsenin maaşallah Barekellah” dememesi günahtır.

Her bir Müslüman, peygamberine salat-u selam getirmelidir. Bu Cenab-ı allah’ın emri ve peygamber (as)ın isteğidir.

Salat, Allah’ın rahmet ve selamının peygamber (as)ın üzerine olması dileği ile getirilir.

Salavat getirmek, Cenab-ı Allah’ın mü’min kullarına emirdir. Kur’an’da:

“Allah ve melekleri şüphesiz peygambere salat ediyorlar. O halde ey iman edenler. Siz de O’na salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzab:56) buyrulmaktadır.

Buna göre en kısa şekilde:

-“Allahümmesalli alâ Muhammed”

-“Sallallahü aleyhi vesellem” veya

-Salli barik dualarını okuyarak da salavat getirilir.

Selamda şöyle gönderilir.

Esselatü vesselamü aleyke ve Rasülellah

Esselatü Vesselamü aleykeya habib Allah

Esselatü Vesselamü aleyke ya seyyid’el evveline vel-ahirin velhamdülillahi Rabbiz-âhemin” denir.

Peygamber aleyhisselam şöyle buyurmuştur:
“Bana salatü selam getiriniz. Nere de olursanız o bana ulaşır.2 (Ebu Davut, menasik:96)

**

“Sizden biri dua edeceği zaman önce Allah’a hamd etsin, sonra salavat getirsin, daha sonra da dilediği gibi dua etsin.” (Tirmizi, Daanat:63)

**

“Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salatü selam getirendir.” (Tirmizi, vitir:484)

**

“Kim bana bir kere salat ederse, Allah ona on misli merhamet eder.” (Musli’m, salat:70)

**

“Cimni, yanında ismim zikredildiği halde bana salatü selam getirmeyen kimsedir” (Tirmizi Daavat:3546)

Bir önceki hadiste de şöyle buyurmuştur:

“Yanında adım anıldığında bana salavat getirmeyenin burnu sürtülsün” (Tirmizi Daavat:3545)

Peygambere ümmet olmak ve şefaatini hak etmek için O’na salatü selam getirilir.

Selamlaşmak, Müslümanın Müslüman üzerinde haklarından biridir.

Selam, Cenab-ı Allah’ın 99 güzel isimlerinden biridir. Kur’an’da 37 defa selam, selamet kelimeleri zikredilmiştir.

Cenab-ı Allah Kur’an’da 12 defa mü’minlerle selamlaşmıştır.

Peygamber(as) miraca çıktığı zaman Cenab-ı Allah’la selamlaşmıştır.

Müslümanların birbiri ile selamlaşması vaciptir.

Selam, karşı tarafa iyilik ve sağlık dileklerini sunmasıdır. Aynı zamanda dualaşmadır.

İnançsız kimselere Allah’ın selamı verilmez meşru iş yapmayana, selamı almayana selam verilmez.

Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor. “Bir selam ile selamlandığınız zaman sizde ondan daha güzeli ile selamlayın. Yahut aynı ile selamlayın” (Nisa:86)

Selamün aleyküm diyene

Ve aleykümu’s-selam” gibi Rahmetü’l-lahü ve bereketüh” ilave edile bilir.

Toplum hayatında selamaşmanın önemi büyüktür. Aile hayatında da ayrılırken ve dönüşte selam vermek eve sevgi ve huzur getirir.

Konuşmaya başlamadan önce selamlaşmak gerekir. Peygamber (as):

“Önce selam sonra kelam” (Tirmizi, isti’zan:11) buyurmuştur.

Bir hadislerinde de:

“Sizden biri bir topluluğa gelince selam versin, oradan ayrılırken de selam versin.”(Ebu Davut, edep:139) buyurmuştur.

Selam vermeyi verilen selamı daha güzel şekilde almayı ihmal etmemeliyiz. Allah Rasulü: “Aranızda selamı yayınız.” Diye emrediyor. (Müslim, iman:93)

Çocuklarımıza ilk öğrettiğimiz şeylerden biri de Allah’ın selamını alıp vermeyi öğretmemiz olmalıdır.

Selam, toplumda sevginin, saygının ve kardeşliğin oluşmasında önemli rolü vardır.

Allah’ın selamı, kırgınlık, dargınlıkları ve düşmanlıkları yumuşatıverir.

En önemlisi de selam, Müslümanlar arasında paroladır.

Allah’ın selamı hem zikirdir, hem de dualaşmadır.

Aksıran kişi (şükür elhamdülillah” diyerek Cenab-ı Allah’ın adını anıp O’na şükretmeli, hamd etmelidir. Bunu duyan kişi de “yerhamüke Allah O7na dua etmeli, O da cevap olarak “Yehdinâ yehdi kümüllah” demelidir:

Burada Cenab-ı Allah’ı anma vardır. Şükretme vardır, dualaşma vardır.

Sağlık açısından aksırma yararlıdır.

Bu konuda peygamber (as):

“Aksırma Allah’ın sevap bahşettiği bir nimettir: (Buhari, edep:125) buyurmuştur.

“Yerhamükellah” diyen “Allah sana merhametiyle muamele etsin” diye dua etmiş olur.

Biri peygamber (as)ın yanında hapşırır “Elhamdülillah” demez. Peygamberimiz de ona hiçbir şey demez. Bir başkası hapşırır şükür elhamdülillah” der. Peygamberimize:

-Ya Rasûlallah diğerine bir şey demediniz buna yerhamükellah” dediniz neden? Diye sorulunca, peygamber (as):

-O Allah’a  hamd etmedi “cevabını verir” (Râmuz:537/7)

Bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Sizden biri geğirdiğinde ve aksırdığında sesini yükseltmesin” demiştir. (Râmuz:38/12)

Allah Rasulü aksırdıklarında eli ile ağzını kapatır veya mendille kapatırdı. (Râmuz:537/8) Bizim bu sünnete de uymamız ümmet olmanın gereğidir.

**

Cenab-ı Allah’ın adını her zaman her vesileyle anma alışkanlığı kazanılmalıdır. Ancak haram da günahta boş yere yeminde bedduada Allah’ın adını anmak doğru değildir.

Peygamberimiz (sav) tuvalete girip çıkarken bile Allah’ın adını anmıştır.

Tuvalete girerken: “Ya zelcelal”

Tuvaletten çıkarken “Gufraneke” dediği nakledilir.

Tuvalete girerken bazıları “Destur” derler. Bu izin almak, müsaade istemek maksadıyla söylenmektedir.

Mevlana “Ya “Tuvalette Allah’ı hatırımıza getirebilir miyiz? demişler. O da:

-Allah’ı kalbinizden söküp atabilir misiniz? diye cevap vermiştir.

Yerken içerken Cenab-ı Allah’ın adı mutlaka anılmalıdır. Yemeden besmele çekilmeli. Yerken nimeti veren düşünülmelidir. Yedikten sonra verene teşekkür edilmelidir. Bunun üç kelime ile ifade edersek. Zikir, fikir ve şükür diyebiliriz.

Besmele çekilmeden sofrada bereket olmaz. Yiyoruz doymuyoruz diyenlere peygamber (as):

“Eğer besmele çekmiş olsaydınız doyardınız” buyurmuştur. (R. Salihın:746)

Besmele çekilmeyen sofraya şeytan musallat olur.

Başta besmele untulursa, peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Sizden biri yemek yiyeceği zaman besmele çeksin. Eğer unutursa hatırlayınca “Bismillahi evvelihi ve ahirihi” desin” (R. Salihın:732) buyurmuştur.

Yerken, yenilenin helal ve temiz olmasına, israftan kaçınılmasına dikkat edilmelidir.

Yemekten sonra Allah’a hamd edilmelidir. Peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Bir kimse yemek yedikten sonra “Bana bu yemeği yediren ve onu bana nasip eden Allah’a hamd olsun” derse geçmiş günahları bağışlanır” (Tirmizi Daavat:55)

Peygamber (as) yemekten sonra şöyle derdi: “Bizi doyurup içiren ve Müslümanlardan eyleyen Allah’a hamd olsun.” (Age:56)

Elhamdülillah demek “Allah’a hamd olsun” demektir.

Bir hadiste şöyle buyrulur. “Allah yiyip içtikten sonra kendisine hamd eden kullarından hoşnut olur.” (Müslim, zikir:89)

Bir şey içerken de başta besmele sonra da şükür elhamdülillah denilerek Cenab-ı Allah zikredilmiş ve nimetlerine karşı da hamd edilmiş olur.

Yeme-içme peygamber (as) ın sünneti üzerine yapılmalıdır.

Allah’ın adı anılmaz ve şükredilip hamd edilmezse nankörlük olur.

Yatarken-kalkarken Cenab-ı Allah’ı zikretmeden yatıp kalkmamalıyız. Uyku ölüme yakındır. Yatıp kalkamamak da vardır.

Uyku, Allah zikredilmezse, gaflet uykusu olur. Uykunun yararlı olabilmesi için;

-Abdestli yatılmalı,

-Sağ tarafa yatılmalı,

-Ayni saatlerde düzenli yatıp kalkılmalıdır.

-Tedbirli yatılmalıdır.

-Çıplak yatılmamalıdır.

-Besmele ile yatıldığı gibi besmele ile kalkılmalıdır.

Peygamber (as) şöyle buyuruyor.

“Bir kimse abdestli olarak yatar da gece ölürse, şehit olarak ölür.” (Râmuz:411/1)

**

“Kim yatağına abdestli olarak girer ve uyuyuncaya kadar Allah’ı zikrederse, gecenin her hangi bir saatinde uyanıp da Allah’tan dünya ve ahiret hayırlılarından bir şey isterse, Allah istediğini ona verir.” (Tirmizi, Deavat.100)

**

“Sünnete uygun bir şekilde yatan müminin uykusunda ibadettir.” (Hadis Ans:6/251)

Peygamber (as) sünneti nasıldı?

Önce abdestli olur. besmele çeker Fatiha suresini, Ayete’l Kürsi’yi, İhlas, Felâk ve Nâs surelerini okur. Duasını yapar öyle yatardı.

Bir hadislerinde: “Yatağa girdiğinizde 33 er defa sübhanellah, elhamdülillah ve Allah’ü Ekber” deyin” buyurmuştur. (R. Salihin:1488)

Bir hadislerinde de:

“Sizden biri bir yerden Allah’ı zikretmeden kalkarsa, eksik iş yapmış olur” bir kimse yatağa yattığında Allah’ı zikretmezse, yine eksik iş yapmış olur.” (R. Salihin:822) buyurarak Allah’ı zikretmenin Müslüman için bir noksanlık olduğunu bildirmiştir.

**

Allah Rasulünden birkaç örnek:

Allah Rasulü (sav) bazı hallerde Cenab-ı Allah’a şöyle niyazda bulunmuştur:

“Allah’ım fakirlikten, yokluktan, zilletten sana sığınırım” (Buhari, Daavat.40)

**

“Allah’ım sapıklığa düşmekten, sapıklığa düşürmekten sana sığınırım” (Ebu Davut Edep:112)

**

“Allah’ım yaptığım ve yapacağım şeylerin şerrinden sana sığınırım” (Müslim, zikir:65)

**

Allah’ım yaratılışını güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir.” (Müsned:403)

**

“Allah’ım haktan ayrılmaktan iki yüzlülükten ve kötü ahlaktan sana sığınırım.” (Ebu Davut, Zikir:32)

**

Allah’ım sen af edicisin, cömertsin, af etmeyi seversin, beni af et.” (Tirmizi, Daavaf:89)

**

Allah’ım, işlerimin sonucunu güzel eyle, dün yada rezil olmaktan ahirette azabından koru.” (Müsned:4/181)

**

Allah’ım, günahlarımın küçüğünü büyüğünü, öncesini, sonunu, açığını gizlisini bağışla.” (Müslim, salat:216)

**

Peygamberimiz daraldığında şu duayı okurdu:

La ilahe illa Allah El-Azim El-Halim

La ilahe illa Allah Rabbül arşi’l Azim

La ilahe illa Allah Rabbu’s-Semavati

Ve Rabbül ardi. Ve Rabbül Arşi’l-Kerim

Anlamı:

“Büyük ve halim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Yüce arşın sahibi Allah’tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve kıymetli arşın Rabbi olan Allah’tan başka ilah yoktur” (Buhari, Deavat, 35)

**

Her konuda örnek aldığımız gibi bu konuda da Allah Rasulunü örnek alır. O’nun dilinden Cenab-ı Allah’a niyazda bulunursak, niyazımız kabule daha yakın olur inşallah.

SONUÇ

Cenab-ı Allah’ın en güzel biçimde yarattığı, ona sayısız lütuf ve ihsanlarda bulunduğu kulları üzerinde hakları vardır. Bu haklardan başta geleni kulluk görevidir.

Kul, her an Rabbini bilecek, her vesile ile O na zikredecek, şükredecek ve hamd edecektir.

Kıyamet gününde Cenab-ı Allah kuluna diyecek ki:

-Ben hep seninleydim, ya sen kiminleydin? diyecek.

-Sana verdiğim nimetleri nerelerde ve nasıl kullandın? diye soracak.

Kul Allah’la olmak isterse, Allah’ı unutmamalı, zikredenleri sevmelidir.

Osmanlı alimlerinden Ömer Nesefi, “Akaid adlı eserinde zikre karşı olmayı, zikreden küfre götüren hallerden saymıştır. (Sh:215)

Zikir, boş durmaktan, kötü şeylerle uğraşmaktan, gıybetten, iftiradan alıkor.

Zikir, strese manidir. Unutkanlığı ve erken bunamayı önler.

Zikir, son nefeste de imanlı gitmeyi kolaylaştırır.

Zikir, insanın derecesini yükseltir, Salihler den olmasını sağlar.

Fazla söze gerek yok, Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim de şöyle buyuruyor.

“Kim beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kor olarak hasredeceğiz.

“O, Rabbim, beni niçin kör olarak hasrettin? Ben kör değildim” der. (Ta-Ha:124-125) Sözün özü, Allah’ı unutanın Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir