BOŞANMA SEBEPLERİ

            Hz. Peygamber şöyle buyurur :

            -“Mü’min erkek mü’min kadını sevmemezlik etmesin. Onun bir huyundan hoşlanmıyorsa, hoşlanacağı bir huyu mutlaka vardır” (Müslim 2/1091)

            -“Günahta itaat olmaz. İtaat meşru işte olur” (Buhari :3/1469)

            -“İslâm’da zarara zararla karşılık verme yoktur”

            -“Kim şüpheli şeyden kaçınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur” (Buhari İman : 39)

            -“Şüpheyi bırak, şüphe vermeyene bak” (Buhari Bûyû:3)

            İslâm’da şüphe ile amel edilmez, şüphe delil olmaz…

            Boşanmanın en önemli sebeplerinden biri kıskançlık oluyor. Kıskançlık olmaz değil olur. Çünkü seven kıskanır. Hz. Peygamber Şöyle demiştir : “Eşini kıskanmayan kocaya Allah rahmet etmez” (Ahmed b. Hanbel : 2/134)

            Kıskançlık olur olmaz her şey için olmaz. Bir de dozu kaçmamalıdır.         

            Eşler, ücüncü şahıslar, şüphe uyandıracak her şeyden kaçınmalıdır. Çünkü yuva yıkmak çok günahtır.

            Eşler, herşeyi yanlış ve kötüye yormamalı ve her şeyden mana çıkarmamalıdır. Eğer bür şüphe varsa, mutlaka araştırmak ve açıkça konuşmak gerekir.

            Vesveseli bir insan olmak herşeyden nem kapmak normal değildir.

            Kadın giyimi, konuşması ve davranışları ile yanlış düşünce ve  bakışları üzerine çekmemelidir.

            İki tarafta birbirine güven vermelidir. İki tarafada iffet namus gereklidir. İslâm’ın koyduğu kurallara uyulursa ne diye şüphe uyansın ne diye kıskanılsın?

            Bir hadiste şöyle denmiştir :

           “Kıskançlığın bazısını Allah sever, bazısını da sevmez. Sevmediği kıskançlık, zayıf bir ihtimal karşısında duyulan kısçkançlıktır. Kuvvetli bir ihtimal karşısındaki kıskançlığı da Allah sever.” (Prof. Dr. İ. Canan Hadis Ans : 17/1996)

            Hz. Aişe (ra) Peygamber için kıskançlık duyar. Peygamber :  

            -Ne o kıskandın mı? der. Oda :

            -“Evet” deyince :

            -“Sana yine şeytanın gelmiş olmalı” der. Oda :

            -“Benimde şeytanım mı var? diye sorunca:

            -“Şeytanı olmayan yoktur” Hz. Aişe sorar :

            -Seninde var mı?

            -“Evet. Ama benimki müslüman oldu? der. (Age:12/103)             Şeytan en çok namaz ve evlilik konusunda vesvese verir. Boşu boşuna şeytanın oyuncağı olmamak gerekir. Çünkü her yıkılan yuva şeytanı sevindirir.

            -Taha Sûresi 124. ayete göre bir evde Cenab-ı Allah’ı unutmayacaktır. Unutulursa o evde sıkıntılı bir hayat olur.

            -Kur’an okunmayan ev mezarlık gibidir.

            -Müstehcenlik olan evde melek eğleşmez.

            -Evde günah, haram barınıyorsa, o eve Allah’ın rahmeti inmez.

            -Sofraya haram giriyorsa, evlilik devam etmez, çocuklar hayretmez. “Haram yiyenin haramı evladı olur”

            -Hazır olmadan yapılan evlilik devam ettirilemiyor. Gençler, arkadaşlık yaparak flörtle evlendiyse, birbirinden çabuk bıkıyor. Büyüklerle beraber verilmeyen kararlar çabuk kavga ettiriyor.

            Sokakta bulunan sokakta kaybediliyor.

            -“Anlaşırsak yuvayı devam ettiriniz” düşüncesi uzun ömürlü yuva kurdurmuyor.

            -Hayatında hep başkaları olmuşsa, ona da sadık kalınmıyor. Bir kimseye bağlı kalmayı tutuculuk, gericilik sayıyor, ilişkilerde sınır tanımıyor. Ceza olarak Allah’da huzursuzluk veriyor.

            -Haklı sebep olmadan boşamak veballi bir iştir.

            -Maddi sıkıntı, boşanma sebebi olamaz.

-İşsizlik…

            -Daha önce var olan kusur…

            -Bir münakaşa, öfke halinde verilmiş bir cevap…

            -Kaynana bahanesi boşanma sebebi olamaz.

            -“O şöyle dedi bu böyle dedi” gibi dedikodular yuva yıkıyor.  

            -Büyü, büyü düşüncesi çok yuva yıkıyor. İslâm’da insana zarar vermemek esastır. Büyü, insanı küfre bile götürür.

            Boşanmaya götüren sebeplerden kaçınmak gerekir. Meselâ;

            -Üçüncü şahıslardan her zaman kaçınılmalıdır.

            İnsan, seven, nefret eden bir varlıktır. Çocukkende sever, unutmaz. İnsan evlenirken çok iyi düşünmeli, karar verdikten sonrada artık herşeyi eşi olmalıdır. Herhangi bir durumda “BEN EVLİYİM” demelidir. İkinci bir kimseyi aklına getirmemelidir. Düşünmesi, aile bağlarını zayıflatan günahtır.

            Beyin ne talimat verirse organlar onu yerine getirir. İnsan bir hata yaparsa, hata üstüne hata yapar…

            “Gönül ferman dinlemez” derler. Karşısına biri çıkabilir, iki insanı birbirine yaklaştıran sebepler olabilir. Kadın olsun erkek olsun o zaman ne yapacak? Nefsine uymayacak, “Allah görüyor, Allah biliyor, Allah soracak” diyecek, sevgisini, aşkını gizleyecek, evliliğini devam ettirecek. Evet Allah’a ve ahiret gününe inanan böyle yapacak, günaha girmeyecek.

            Allah Rasûlünün böyle yapanlara müjdesi var. “Kim aşık olursa, aşkını gizlese, sabır gösterir, iffet ve namusunu muhafaza ederse, Allah onu cennete koyar” İnanana bu müjde yetmez mi?

            -Asla iffetsizlik söz konusu olmamalıdır.

            -Erkek yaparsa, mübah kadın yaparsa, günah olmaz, iffet namus erkeğe de lâzımdır.

            Erkeğin başka kadınlardan bahsetmesi, ilişkisinin olması, kadında şok etkisi yapar, kadını suça itebilir.

            -Geçimsizliklerde hemen akla büyü gelmemelidir. Büyü yaptırmak düşünülmemelidir.

            -Bir hatayı diline dolayıp sürdürmemek gerekir.

            -İnatlaşmamak, takmamak gerekir. İki kelimeyi iyi öğrenmeliyiz “Peki”, “Kusura bakma, özür dilerim”

            -Her konuda açık kalpli olmak, gizlilikten, sırsaklamaktan kaçınmak gerekir.

Ortaya çıkınca mahçup olunacak, pişman olunacak iş yapmamak lâzımdır.

           Her zaman mantıklı olmak, fevri söz ve davranışlardan kaçınmak esas olmalıdır.

            -Karşı taraf sinirli iken cevap vermemek. En önemlisi de sinirli iken karar vermemek gerekir.

            -Toplumda kötü örnekler var. Falan boşandı, falan boşanıyor, falan da boşanacakmış” söylentileri, boşanmayı körüklüyor.

            -Televizyondaki filmler, diziler, televole programları, hep boşanmayı cazip gösteriyor, akla getiriyor âdeta zorluyor.

            -Sen ben kavgası, eşlerin birbirlerini ismi ile çağırması ve saygının olmayışı, nikâhı basitleştiriyor.

            -Kadın olsun erkek olsun gevşek davranıyor, ar haya yok. Bu ve çalışma ortamlarının durumu insanımızı çileden çıkarıyor.

            -Köyünde evleniyor. Şehre iniyor, değişiveriliyor… beğenmeme başlıyor.

            -Bir büyüğümüz sana bir öğüt vereyim, hayat boyu rahat edersin dedi ve : “Bazen kör, bazen sağır, bazen de dilsiz ol” demişti.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir