BOŞANMA NEDİR?

            Milletleri, millet yapan ve ayakta tutan ailedir. Aileye, evliliğe önem vermeyen toplumlar helâk olmuştur.

            Gizli talimatlara göre;

            -“Genç nesilleri ahlâka aykırı telkinlerle ifsad ediniz”

            -“Aile hayatını yıkınız”

            -“Sanatı zayıflatınız, edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hale sokunuz”

            -Türk milletini ahlâk, milliyet, din ve gelenekleri bakımından çürütünüz; zinayı ve ahlâksızlıkları teşvik ediniz. (İhânet plânları-Kemal Yaman) (Gizli Devlet ve Fesat Programı

Cevat Rifat Atilhan)

            Millet Düşmanlarının üç hedefi vardır :

            -Aile

            -Gençlik

            -İslâm

            Tehlikenin boyutu korkunç. Şer güçler vargücü ile çalışıyor. Boşanma, görülmemiş şekilde artıyor. Şeytan işi pislikler her geçen gün yayılıyor.

            Birinin ıslahını isteyen, dua bekleyen ve gözyaşı döken bacılarımızın durumuna dayanamıyorum. Ortada acımasızca terk edilmiş, çocuklara için için ağlıyorum. Bu eseri, bu nedenle faydalı olabilir miyim ümidi ile hazırladım.

            Bu bölümde şu konulara yer vereceğiz:  

            -Aile yuvaları nasıl kurulmalı, nasıl korunmalı, yıkılmaması için neler yapılmalıdır?

            -Ailede kadına ve erkeğe düşen görevler nelerdir?

            -Kaçınılması ve yapılmaması gereken hatalar nelerdir? Eşler birbirine nasıl davranmalıdır?

            -Boşanmanın sebepleri nelerdir?

            -Boşanma neden Cenab-ı Allah’ın sevmediği bir iştir gibi konulara değinilecek ve bu soruların cevapları verilecektir.

            Aile yuvalarını korumak, hepimizin görevidir. Hatta bizi yönetenlerin de görevidir.

             Rtük yasasına göre;

            -Genel ahlâkı dejenere eden,

            -Gençliğin ahlâkınını bozulmasına neden olan,

            -Aile yuvalarının bozulmasına neden olan yani ahlâka, gençlere ve aileye kötü yönde etkileyen filmler, diziler, sahneler, sözler suçtur.

            Halkın tepkisini gösterebilmesi için ücretsiz hat tahsis edilmiştir. Alo 178. Bu hat ücretsizdir.

            Üzüntü ile söyleyeyim ki, bu hattı gerektiğinde kullanmıyoruz. Aile yuvalarına yapılan saldırıları hepimiz seyrediyoruz, göstermemiz gereken tepkiyi göstermiyoruz.

BOŞANMA NEDİR?

            Boşanma, nikâh sorumluluğundan kaçma ve kurtulmaktır. Kurtulmak denemez; Çünkü çoğu zaman problemleri, üzüntü, sıkıntı ve sefaleti  beraberinde getirir. Kötülüklere neden olur.

            Eğer boşanma nefsi ve keyfi ise nedâmete, haksızlığa ve zulme sebep olur. Erkek, nasıl olsa olur gider de, olan kadına olur ve çocuklara olur. Boşanma, kadına ve çocuklara yapılabilecek en büyük kötülüktür, azaptır, sahipsiz bırakmaktır. Bu nedenle boşanma, Cenabı Allah’ın hoş görmediği bir iştir. Allah Rasûlü’de : “Boşanma sözcüğünden yer gök titrer” demiştir.             Boşanma, veballi bir iştir. Dinimizde, kültürümüzde aile çok önemlidir. Cenab-ı Allah ve Rasûlüllah, evliliği emreder. Kız, “Allahın emri, peygamberin kavli” diye istenir. Allah adına söz verilerek evlenilir. O zaman eş, Allah’ın bir emaneti olur. Allah’a söz verildiği için ahde vefâ gerekir. Yarın boşanana Cenab-ı Allah sorar :

            -Ne sebeple boşandın, bana verdiğin sözü neden tutmadın? der. Benimle neden alay ettin? der.

Atalarımız, “ömür boyu” der, bir yastığa başkoyardı. Kadın baba evine bırakır gelirse, geri getirilir; “kapıdan kovarsa bacadan gir” denir, geri dönüş ümidi verilmezdi. Toplumda boşanma, hoş karşılanmazdı. Bunun için bir evliliği ancak ölüm ayırırdı. İnanç vardı, sorumluluk anlayışı vardı. Eşler birbirinin yükünü taşımayı, birbirine katlanmayı, hem insani hem de dini görev bilirlerdi. Kötülüğe sebep olurum diye Allah’tan korkarlardı.

            Ya şimdi böyle mi? Çok değiştik. Boşanmak moda oldu.

            Okullar açılmıştı. Bir meslektaşıma ;

            -“Hayırlı olusun” dedim. Dedi ki :

            -“Ne hayırlısı hocam. Okulda 2800 öğrenci var 750 öğrenci, boşanmış ailelerin çocukları… Ne olur bu yavrular?…

            Ailenin kutsallığı kalmamıştır. Değişim çok hızlı. Aileyi yıkan sebepler artmıştır. İllere göre %50’ye varan boşanma oranları vardır.

            İnsanımız eskisi gibi manevi sorumluluk taşımıyor, eskisi gibi güçlü değil. Vefasız, zevkine düşkün hale geldi.

            Bazı insanlara köpek beslemek, çocuk beslemekten daha kolay geliyor. İnsanımız rahat yaşamak istiyor, çocuk kahrı çekmek istemiyor.

            Bugün bazı evlilikler nişan devresi kadar sürmüyor. Bir ay sonra haydi mahkemeye. Hakim soruyor :

            -Sebep,

            -Şiddetli geçimsizlik.

            Birkaç ayda ne oldu ki, şiddetli geçimsizlik ortaya çıkıverdi?             Aile, kişinin huzur bulduğu ortamdır. Eskiden “Anan da budur, baban da” denirdi. Eşler birbirine bağlı idi. Son zamanlarda “Hak, özgürlük, eşitlik” derken ailede kavga başladı. Saygı, sevgi, itaat kalmadı. Kedi ile köpek gibi kavga edilir hele geldi.

            Medya, kavgayı, boşanmayı körükledi… Yayınlar aile anlayışını yıktı; kötü örnekler sergiledi. Evlendiği, beraber olduğu insanların sayısını bilmeyenleri devamlı ekranlarda tuttu. O diziler yanlış mesajlar verdi. Manevi değerler yıkıldı, iffet, ahlâk hayâ yok edildi. Zina, ihânet, ahlâksızlık ve iffetsizlik normal ve çağdaş gösterildi.

            Avrupa’da evlilik öncesi flörte hayır yürüyüşleri yapılırken, kampanyalar açılırken, flört teşvik edildi, göz yumuldu. Mutaasıp aileler bile tepki göstermedi. Çağdaşlık adına ne âr kaldı, ne de hayâ. Hayvanları bile geride bırakan müstehcenlik aldı yürüdü. Evlere kadar girdi. Ev kirlendi. Tek kelimeyle aileyi yıkan ne varsa çağdaş sayıldı, çağdaş ilân edildi.

            Bu yayılan ahlâksızlığın cazibesine kapılanlar, evini, tertemiz hanımı ve yavrularını görmez oldu.

            Eskiden imanın, islâm’ın şartlarını bilmeyenlerin, nikâhını kıymazlardı. Aileye manevi bir güç veren dini nikâh unutulmazdı. Şimdi inkâr ve dinsizlik yayıldı. Evlilikle alay edilmeye başlandı.

            Evliliği ayakta tutan “günah”, “haram” kavramları unutuldu, unutturuldu. Günahlarla haramlarla daha işin başında nişanlar, düğünler yapılmaya başlandı. Gizli nikâhlarla, nikâh öncesi ilişkilerle evliliğe gitmek, moda oldu. Yasağın adı, arkadaşlık oldu.

            Eşlerde aranan ölçüler değişti. Ömür boyu beraber olunacak, uyumlu evliliğe sadakat gösterecek insan seçilmiyor. Seçim yüz güzelliğine ve mala göre yapılmaya başlandı. Dinin koyduğu denklik ve ölçüler unutuldu.

            Biraz bir şeyler kazanan, evdeki gül gibi, tertemiz eşini bıraktı, bataklığın geçici gülüne yöneldi.

            İşin ahlâki ve mânevi tarafı kalmadı. Zaman zaman hep sormuşumdur. Acaba bu husuzsuzluğun içinde % kaç insan nikâhlı yaşıyor? Boşanan çok, birde dinen nikâhlı olan ne kadar acaba?… Kaç kişi nikâhlı yaşıyor dersiniz?

AİLE YUVALARININ YIKILMAMASI İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

            1.Seçimin baştan çok iyi yapılması lâzım. Eş olur mu olmaz mı? Sözünde durur mu durmaz mı? İffetini ve ailenin namusunu korur mu korumaz mı? İnancı var mı yok mu? Aile yuvasının yükünü taşır mı taşımaz mı? Çok iyi araştırmalı, ona göre karar verilmelidir.

            Aşkın gözü kördür. Mantıklı seçim yapılmalıdır. Kuru aşk, kuru sevgi mutlu etmez. İki insanı bir arada tutamaz.

            İslâm’da aileyi geçindiremiyecek durumda olanla evlilik haramdır. İslâm müsaade etmez.

            -Kaba, kırıcı, dövüp sövecek olanla evlenilmez.

            -Çocukları yetiştiremiyecek olanla evlenilmez.

            -Huysuzla, iffetsizlikle, alkolikle, kumarbazla evlenilmez.

-Ahlâkı bozuk olanla evlenilmez.

            -Geçici düşünce, taşıyanla evlenilmez.

            -Sırf nefsi tatmin için evlenilmez de, boşanılmaz da.

            Sokrat : “İşini aşını, eşini bil. Eğer eşin iyi çıkarsa, mutlu olursun, kötü çıkarsa filozof olursun” demiştir.

            Sevgili Peygamberimiz : “Kadın dört şey için evlenilir. Soyu, malı, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı tercih et mutlu ol” buyurmuştur.

            Cenab-ı Allah bazı uyarılarda bulunmuştur.

            1.”İman etmedikçe putperest kadınla evlenmeyin, beğenseniz bile. İman etmedikçe putperest erkeğe kız vermeyin. Beğenip hoşunuza gitse bile. Sizi cehenneme çağırır…” (Bakara : 221)

            2.”Kadınlardan iffetli, zina etmemiş, gizli dost tutmamış olanlar helâldir.” (Mâida : 5)

            3.”Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez. Zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu mü’minlere haram kılınmıştır. (Nur : 3)

            4.”Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkeklerde temiz kadınlara yaraşır.(Nur : 26)

            5.”İnanan kadınları, kafirlere vermeyin. Onlar onlara helâl değildir… (Mümtehıne : 10)

            Bu âyetlere göre inançlı bir insan, inanmayan biri ile, ahlâklı bir insan ahlâksız biri ile evlenmeyecek ve evlendirilmeyecektir.

            -Boşanmayı akla getirmemek, teleffus bile etmemek ve boşananları örnek almamak.

            2.Aile yuvası kurulduktan sonra iki yarım bir bütün oluşturmuştur. “Sen”, “Ben” bitmiş “Biz” olmuştur. Benlik ortadan kalkmıştır. Beraber yükün altına girilmiştir. Ailenin namusu müştereken korunacaktır.             Nur Sûresinin 31. ayetine göre kadın-erkek ikiside ırz ve namuslarını koruyacaklardır. Kadına namus nasıl gerekli ise, erkeğe de gereklidir. Oda namussuzluk yapmayacaktır. Adam gibi davranacaktır.

            3.Erkek, kadının hakkına riayet edecektir. Kadın ne bekler :

            -Anlayış bekler hoşgörülü davransın ister.

Sevgi bekler, bunu hissetirsin ister, söylesin diye bekler.

            -Eve bağlılık ister…

            -Bazı şeyler beraberce konuşulsun, beraber karar verilsin ister.

            -Lüzumsuz kıskançlık istemez.

            -Aile içi sırları yaymasın ister.

            -Sorunlar, evin işi, çocukların bakımı yetiştirilmesi, paylaşılsın ister.

            -Yaptığı takdir edilsin, küçümsenmesin ister.

            -Onuru kırılmasın, bağırıp çağrılmasın, dövülüp sövülmesin ister.

            -Başkalarının yanında sahip çıkılsın ister.

            -Kocalık hakkı denilerek ezilmesin ister.

            -Ana, baba, kardeş ve yakınlarına ziyarete izin verilsin ister.

            -İbadet etmesine, örtünmesine ve dinini öğrenmesine izin verilsin ister. Peygamber (AS) şöyle buyurur :

            -“Kadınlar hususunda Allah’tan korkun. Çünkü siz onları Allah adına aldınız (İbn-i Mace Manasik : 84)

            -“Kadınları döven erkekler hayırlı kimseler değildir.” (R. Salihın : 277)

            -“Dövüpte hangi yüzle yatağına yatacaksınız”

            -“Hayırlı olanlarınız kadınlara karşı hayırlı olanınızdır” (R. Salihın : 276)

            -“Sizden biri kadınına buğzetmesin. Onda hoşlanmadığı huyları varsa, memnun olacağı huyları da vardır.” (R. Salihın:273)

            Biri Hz. Ömer’e hanımından şikayete gelir. Kapıda iken içerde Hz. Ömer’in azarlandığını duyar, geri döner. Geldiğini fark eden Ömer (ra) yetişir; “niye döndün?” der. Adam durumu anlatır. “Şikayete gelmiştim, senin hanımına ses çıkarmadığını duyunca döndüm” der. Ömer (ra) :

            -“Nasıl cevap vereyim, o benim evimi idare ediyor, yemeğimi yapıyor, çamaşırımı yıkıyor, çocuklarımı bakıyor” der.

Adam, huysuz hanımına tahammül ediyormuş. Namaza durunca da Allah’ın lütfu Kâbe’yi görüyormuş. Bir arkadaşı da bu zevki onunla beraber tadarmış. Bir gün o zevki bulamamış. “Ne oldu?” demiş. Cevap : “Bizim hanım öldü de…” demiş.             -Kadın, erkeğim güçlü, disiplinli olsun evi idare etsin, beni korusun kollasın ister. Çünkü kim ne derse desin evin reisi erkektir. Aklı başında hiçbir kadın bunun aksini düşünmez.

            4.Kadın da erkeğin haklarına riayet edecektir. Kısaca erkek kadınından neler bekler?

            -Anlayış ve sabır bekler. İşim, imkânım göz önünde bulundurulsun ister.

            -Sevgi, saygı ister, sözüm tutulsun ister.

            -Hayalci olmasın ister…

            -İşten gelince güler yüzle karşılasın, rahatlatsın, dinlendirsin, halimi sorsun ister.

            -Benimle tartışmasın. Bana cevap vermesin ister, inat etmesin ister.

            -Beni olduğum gibi kabul etsin ister. Beni, kazancımı,evliliğimi başkaları ile kıyaslamasın ister.

            -Çok konuşmasın ister.

            -Kazancımı israf etmesin ister.

            -Küçük şeyleri büyütmesin ister.

            -İzin almadan bir şey yapmasın, gezip tozmasın ister.

            -Kendi iffetini, evin namusunu korusun ister.

            -Lüzumsuz kıskanmasın, dedektiflik yapmasın ister.

            -Pasaklı olmasın ister. Yemeğe özensin ister, temizliğe özensin ister.

            -Kendisinden başkası için güzel görünmeye çalışmasın, kendisine güven versin ister.

            -Akşam güler yüzle karşılasın, sabah da uğurlasın ister.

            Hz. Peygamber der ki:

            -“Kocası kendisinden memnun olduğu halde ölen kadın, cennete girder” (R. Salihın :

284 + Tirmizi Rada : 10)

“Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadının kocasına secde etmesini emrederdim” (R. S. 283+Hadis Ans. 17/188)

            Kur’an’da:

            -“Erkek ailede idareci ve hâkimdir” (Nisâ : 34) denir.

            Veda Hutbesinde :

            -“Kadınlara hayrı tavsiye edin. Onlar sizin yardımcılarınızdır. Açık bir kötülük işlerlerse yataklarını ayırarak hafifçe zezalandırabilirsiniz. Eğer size itaat ederlerse, onlar hakkında yapacağınız başka bir şey yoktur. Onların sizin üzerinizde hakları olduğu gibi sizinde onlar üzerinde hakkınız vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız ; onların ihânet etmemeleri ve sevmediğiniz kimseleri eve almamaladır. Onların sizdeki hakkı da giyecek, yiyecek ve barınacak konusunda onları mahrum etmemenizdir” buyrulmuştur.

            Kur’an’da şöyle buyrulmuştur :

            “Kadınlarla güzel geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız sabredin. Hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir” (Nisa: 19)

            5.Beyin işi bozulabilir, işsiz kalabilir veya az kazanabilir, borçlu duruma düşebilir. O zaman hanım sabredecek, yardımcı olacak ve en büyük destek vererek, yuvayı ayakta tutacak. Sıkıntılar paylaşılınca hafifler; sıkıntıları paylacak.

            Bazı şeylere hanım “Peki” diyecek veya susacak. Yanlışta olsa sükut edecek, ateşe körükle gitmeyecek. Bir taraf “Peki” derse tek taraflı kavga olmaz. Yuvada yıkılmaz. En çok sıkıntı ve sinirlilik hallerinde ne olursa oluyor…

            6.Eşler arasında herhangi bir problem olursa büyükler devreye girmeli, komşular devreye girmelidir, dostlar devreye girmelidir. Barış ortamı hazırlanmalıdır. Bu konuda her yola başvurulmalıdır. Peygamberin ifadesine göre üç yerde yalan caizdir. Bunlardan biri, aile yuvasını yıkılmaktan kurtarmak içindir.

            İki tarafta anlayış göstermek, fedakârlık yapmakla yuvayı ayakta tutacak… Birbirine katlanacak, birbirini anlayacak, birbirinin yükünü taşıyacak ve o zaman aile yuvası ayakta duracak.

            7.İslâm, aileyi ve ferdi korumak için tedbirler almıştır. Bunlara uyulursa, yuva yıkılmayacaktır. Nedir bunlar?

            -Tesettür, ziynetlerin ve ziynet yerlerinin gösterilmemesi.

            -Kadının konuşmasında davranışlarında; kalbinde kötülük olanların nefsini uyandıracak, ilgisini çekecek şekilde davranmaması.

Kokular sürerek, ses çıkaran ayakkabılarla dışarı çıkmaması.

-Bakma, öpme, tokalaşma, yalnız kalma ve flört gibi davranışlardan uzak durulması.

-İtaat, iffet ve namusun korunması.

-Görev ve sorumlulukların yerine getirmesi.

-Eşlerin birbirine değer vermesi, birbirini isimleri ile değilde “Bey”, “Hanım” şeklinde hitap etmesi, cicim, şekerim, tatlım, hayatım gibi saygı içermeyen kelimelerden uzak durulması, sadakat duygusunun ön plânda tutulması.

-Bilhassa beyefendinin sert, kaba, desbot davranmaması, her zaman sinirlerine hakim olması, Kur’an’da “cennet öfkesini yenenler içindir” denmiştir. Böyle olunca ev o insanlara cennet olur.

-Asla eşler birbirlerine lakap takmamalıdır. Hoşlanmayacağı şekilde çağırmamalıdır.

Selâm gibi hayırlı günler, hayırlı geceler gibi, Allah razı olsun gibi sözler eksik edilmemelidir.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir