AİLEYİ YIKAN ŞEYLER NELERDİR?

            Aile için en kötü yıllar yaşıyoruz. Gittikçe de durum kötüleşiyor. Aile elden de gidiyor, evdende gidiyor. Ehl-i dünyada aile nimetini kaybediyor, şeklen dindar görünen kimselerde kaybediyor. Taviz vere vere aileyi ayakta tutan ne varsa kaybediyoruz.             Bu durumda biz ne yapıyoruz? Binada açılan çatlakları çamurla, betonla sıvayıp, binayı kurtardığını zanneden ev sahibi gibi geçici çözümlerle aile yuvalarını ayakta tutmaya çalışıyoruz.

            Bugün aileler, kuruyapı ve onun içinde birbirlerine nefsi ve maddi menfeatlerle bağlı olan kimselerden oluşmaktadır.

            Adam ağlayarak giderken biri ona :

            -“Neden ağlıyorsun?” demiş.

            -“Evim yandı ona ağlıyorum” demiş.

            -“Ağlama, bir ev için ağlanır mı?” demiş.             -“Evimle beraber dükkanımda yandı” demiş,             -“Olsun büyük musibet sayılmaz” demiş.

            -“Bütün eşyalarım, paralarım yandı” demiş.

            -“Olsun. Ben de zannettim ki, anlayışsız bir kadınla evlendin” cevabını vermiş.             Bir de evini ihmal eden beyini hanım, kadıya şikayet etmiş. “Evin ihtiyacını karşılamyıor” demiş. Adam itiraz etmiş ve:             -“Eve gücümün yettiği kadar getiriyorum” deyince kadı, hanıma dönüp, azarlamış :

“gücünün üstünde neden zorluyorsun?” demiş.

            Kadın demiş ki:

            -“Efendim sorun bakalım, gücü neye yetiyormuş? Kadı sormuş.

            Adam : -Çeşmeden su getirmeye yetiyor efendim, bu ekmekte istiyor, aş da istiyor” demiş, hanımına işaret etmiş.

İşte size bir kadın bir de erkek örneği…

            Aile yuvaları kurulurken, sağlam temellere oturmasına ve uzun ömürlü olmasına dikkat edilmiyor…             Karşı tarafta inanç, ahlâk, huy güzelliği aranmıyor. Seçim iyi olsa, geçim iyi olacak. Tercih, geçici ve dünyalık şeyler oluyor. Maddi menfaatler, manevi değerlerden üstün tutuluyor. Sonrada manevî eksiklikten kaynaklanan olaylar, ailenin düzenine huzuruna zarar veriyor.

            Evlilik öncesi, yanlış ilişkilere, yanlış alışkanlıklara ve yanlış arkadaşlıklara dikkat edilmiyor. Hani üç kafadar canları sıkılıyor, kız kaçırıyor, üçüde beraber oluyor, sonra da biri mecburen o kızla evleniyor. İşte bugünün evliliği bundan farksızdır. Bu ailede uyum, güven, sevgi, saygı ve bağlılık olur mu?

            Düğünlerde eğlence şekillerimiz, özentilerimiz, aile yuvalarının ömrünü kısaltıyor.

            Alkol, kumar, ihanet, müstehcenlik, aile fertlerinin başkaları ile sınır tanımayan ilişkileri, ailede patlayan bir bomba oluyor.

            Ailede kızıştırılan reislik, eşitlik, özgürlük, cinsellilğin ön plâna çıkarılması aileler için birer tuzak oluyor.

            Moda asrilik çağdaşlık gibi söylentiler, aileleri geleneksel yapısından koparıp otel yapısına döndürüyor.

            Aile yuvalarının en çok zarar gördüğü konu; aileler kurulurken ve daha sonra dinin evden sürülüp çıkarılmasıdır. Makinayı yapan “bunu nasıl kullanırsanız kullanın o çalışır” demiyor.. Bir kitapçık sunuyor. “Buna uyarak çalıştırın” diyor. Ailenin uzun ömürlü olması ve mutluluk yuvaları olması için yaratıcı da bir talimat göndermiş, uyulmayınca ne olur?…

            Bugünün aileleri gerek kuranlar, gerekse kuruluş şekilleri itibariyle çok zayıf, çok cılızdır. En ufak bir sebep ailenin yıkılmasına neden olmaktadır.

            Aileden dini, ahlâkı ve bunların koyduğu kuralları, yüklediği sorumlulukları kaldırıp atarsanız, geriye ne kalır? Yuvayı ayakta tutacak, aile fertlerini birbirlerine bağlayacak ortada ne kalır?             İslâm’da ailenin korunması esastır. Konulan kurallara uyulacak ve yuvaya zarar veren her türlü davranıştan kaçınılacaktır. İhânetin cezası ağırdır. Boşanmak kınanmıştır. Aile içinde görevlerden kaçılmayacak, hak hukuka riayet edilecektir. Kocası kendisinden razı olarak ölen kadın, cennetle müjdelemiştir. Kıskançlık, ancak ailenin korunmasında hoş görülmüştür. Kıskanmayan “kalbi ters dönmüş” olarak kınanmıştır.

            Bizden önceki büyüklerimiz, uzun ömürlü, mutlu aile örneğini yaşamıştır. Ömür boyu aynı yastığa baş koymuşlar ve onları ölümden başka bir şey ayırmamıştır.

Özet olarak aileyi yıkan hususlar şunlardır :

            -Yanlış seçim,

            -Uyumsuzluk,

            -Güvensizlik,

            -Ahlâksızlık,

            -Müstehcenlik,

            -Yersiz kıskançlık,

            -Baskı-şiddet,

            -İhânet-şüphe,

            -Geçim sıkıntısı,

            -Manevi noksanlık,

            -Mutlu ailelerin örnek alınmaması,

            -Öğüt, nasihat kabul edilmemesi ve

            -Gençlerin kendilerinin karar vermesi aile yuvalarının ömrünü kısaltıyor.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir